Ar. Ramidus’un sunduğu bilgiler, bizi özel ve ayrıcalıklı kılan bilişsel yeteneklerimizin hareket, üreme biyolojisi, nörofizyoloji ve sosyal davranışlar arasındaki etkileşimlerden türediğini gösteriyor

Evrimle ilgili çalışmaların ana hedefi, insanoğluna biricikliğini sağlayan, bipedalizm, sıra dışı üreme fizyolojisi ve inanılmaz teknolojik ilerlemeler yaratan zekâsı gibi özelliklerinin incelenmesidir. Geçtiğimiz birkaç dekad boyunca bu insansı karakterlerin, yaşayan son akrabalarımız olan şempanzeler ve bonobolarla paylaştığımız ortak özelliklerdeki basit değişikliklerle evrimleştiği tartışılagelmiştir. Bu şempanze odaklı modellerin bir etkisi, Australopithecus’un maymun benzeri atalarımızla ilk Homo’lar arasında bir yerde konumlandırılması olmuştur. İlk hominidlere ait gerçek bir fosil bulunmamakla birlikte Australopithecus Afrika maymunlarının iki ayak üzerinde duran hali gibi düşünülmektedir. Bu tür senaryolar genomik karşılaştırmalar aracılığıyla genel geçer görüşler haline getirilmektedir.

Evolution

Ardipithecus ramidus, 5-4 Milyon yıl önce
A: Australopithecus anamensis, 4.2 – 3.9 Milyon yıl önce
B: Australopithecus afarensis, 4 – 2.7 Milyon yıl önce
C: Australopithecus africanus, 3- 2 Milyon yıl önce
D: Australopithecus robustus, 2.2-1.6 Milyon yıl önce
E: Homo habilis, 2.2-1.6 Milyon yıl önce
F: Homo erectus, 2.0-0.4 Milyon yıl önce
Homo sapiens archaik,  400-200 bin yıl önce
G: Homo sapiens neandertalensis, 200-30 bin yıl önce
Homo sapiens sapiens, 200 bin yıl önceden günümüze

İLK AUSTRALOPİTHECUSLAR

Her ne kadar Australopithecus’la ilk olarak geçen yüzyılın sonlarında karşılaşıldıysa da, biyolojisinin çözülmesi zaman almıştır. 1970’lerde doğu Afrika’da çok sayıda Australopithecus fosili bulunmuştur. İskelet parçaları ve hatta parmak izleri taşıyan bu fosiller, tür hakkındaki bilgilerimizi epeyce arttırmıştır. Fosillerden elde edilen bilgiler çoğunlukla şempanze odaklı senaryoları destekler niteliktedir. Uzun zamandır bipedalizmin hominidlerin Pliyosen’in (üçüncü çağın son dönemi) savan ve meralarında yaşamaya başlamasıyla geliştiği tartışılmaktadır. Daha yakın zamanda bipedalizmin Afrika maymunlarının yemek yeme pozisyonu, dikey tırmanma hareketi ve baskın roldeki gorillerin duruşları gibi davranışlardan geliştiği düşünülmüştür. Hominid bipedalizminin evrimini açıklamaya yönelik pek çok mekanik ve davranışsal model öne sürülmüştür fakat büyük kısmı bu özelliğin şempanze benzeri atalardan evrimleştiğini öngörmektedir. Bu senaryoların temel sorunu, Australopithecus’un iki ayak üzerinde yürümeye ileri düzeyde bir uyum sağladığına işaret eden oldukça gelişmiş kafatası şeklidir.

ARDİPİTHECUS RAMİDUS

Derken tarih sayfalarında Ardipithecus Ramidus belirir!. 1992-1993 yılları arasında Tim White öncülüğündeki bir ekip ilk fosili bulur. Başlangıçta bulunan kalıntıların bir Australopithecus’a ait olduğu düşünülür fakat sonra yeni bir türün bulunduğu anlaşılır ve Eylül 1994’te Ardipithecus Ramidus adı verilir. Bu fosil erken hominid evriminin, türümüzün şekillenmesinin oldukça erken dönemlerinde maymun akrabalarımızdan temel bir şekilde ayrıldığını göstermektedir. Ar. Ramidus ağaçlarda yaşamanın gerektirdiği becerilere sahipken bir yandan da bipedalizme hâlihazırda uyarlanım göstermekteydi. Dahası Ardipithecus gorillerden farklı olarak hem etçil hem de otçuldu. Çene yapısı değişmiş, maymunlardaki büyük, sivri, iç içe geçen üst köpek dişleri, alt ön azı dişleri ile üst üste gelerek bilenmiş ve küçülmüştü. Bu da, bu özelliklerin Australopithecus’tan önce geliştiğine işaret etmekteydi. Fakat çevresel koşulları Ardipithecus’un habitatının savanlar ya da meralar değil, ağaçlık alanlar olduğunu göstermekteydi.

Geriye doğru bakıldığında bu ipuçlarının, Afrika maymunlarının ve hominidlerin evrim rotası arasında bölündüğü görülmektedir. Maymunlar dikey pozisyonda yürüme konusunda epeyce beceriksizdirler. Gerek üreme davranışları gerekse anatomileri insanlardan büyük farklılıklar göstermektedir. Her ne kadar bazı bilişsel deneylerde üstünlük sergileseler de genellikle bazı sıra dışı kuşlar ve memelilerle eşit düzeyde performansa sahiptirler. Ayrıca sindirim sistemlerinin yapısı da insanınkinden oldukça farklıdır. Afrika maymunları ve hominidler arasındaki bu farklılıklar neden ve nasıl evrimleşmiştir? Neden hominidler köpek dişlerinin yapısı tamamıyla farklı olan ilk primatlar haline gelmişlerdir? Neden mekanik bir üstünlüğe sahip olduğu tam olarak gösterilemeyen iki ayak üzerinde durma pozisyonuna geçmişlerdir? Bu soruların cevapları ile ilgili elbette ki sadece varsayımlar üretebiliriz.

Ardipithecus Ramidus kendinden önceki tüm varsayımları boşa çıkarmış ve günümüzdeki Afrika maymunlarının anatomisinin ilkel olmadığını ve evrimleştiğini göstermiştir. Bu nedenle artık ilk hominidlerin anatomileri ve davranışları, basitçe günümüzdeki maymunlarla taşıdıkları ortak özelliklerin yoğunlaşmış hali olarak açıklanamamaktadır. Ardipithecus Ramidus, Afrika maymunlarından çok, son ortak atalarımıza özgü özelliklere sahiptir. Dikey pozisyonda yürüme ve erkeklerdeki büyük, çıkıntılı üst köpek dişlerinin olmayışı, Ardipithecus’un kendinden sonraki tüm hominidlerle paylaştığı iki önemli özelliği olarak görülmektedir.

DİŞLERDEKİ DEĞİŞİMİN ÖNEMİ

Ar. Ramidus, Australopithecus’la olan ilişkimizi açığa kavuşturmuştur. Örneğin Australopithecus’un geniş arka dişleri, sert lifli ve öğütülmesi gereken gıdalara karşı gelişen bir uyarlanımın sonucu olarak görülmektedir. Buna uygun bir şekilde de köpek dişlerinin sadece genişleyen azı dişlerine uyum sağlamak için ya da silahların icadıyla erkekler arasındaki saldırgan davranışlarda oynadığı rolün ortadan kalkması ile küçüldüğü görüşü öne sürülmüştür. Ar. Ramidus ise bu görüşleri çürütmüştür. Çünkü hominidlerin köpek dişlerindeki küçülmenin Australopithecuslardan ve silahların icadından çok daha önce gerçekleştiğini ortaya koymuştur. Erkeklerdeki büyük köpek dişlerinin kaybı genel, özelleşmemiş bir diyet çerçevesinde gelişmiş olmalıdır. Ar. Ramidus’un diş yapısı ile diğer gelişmiş primatlar arasında yapılan karşılaştırma, türlerde erkekler arası mücadele ve çatışmaya işaret eden bir anatomik işaret kalmadığını göstermektedir. Bu gelişmeyle uyumlu olarak Ar. Ramidus erkeklerinin beden büyüklükleri, dişilerinkinden çok az farklılık göstermektedir.

Ar. Ramidus’un keşfi, şempanze ya da goril benzeri atalarımızın dikey pozisyondaki yürümeleri ile ilgili varsayımların da geçerliliklerini yitirmelerine neden olmuştur. Ar. Ramidus bipedalizmin gerektirdiği tüm özelliklere sahiptir ve iki ayak üzerinde yürümeye uyarlanmış bir leğen kemiği ve ayak yapısı ile evrimleşmiştir. Aynı zamanda ağaçlara tırmanmasına yardımcı olacak özelliklerini de taşımaya devam etmektedir çünkü büyük ayak başparmağı, güçlü bir kalça eklemi ve sıkı kas yapısı gibi özellikleri mevcuttur. Dikey pozisyon Ar. Ramidus’a bir enerji avantajı sağlamayacağından, (çünkü Australopithecus gibi daha sonra evrimleşecek olan hominidlerdeki uyarlanımların çoğundan yoksundur), üreme başarısı evriminde temel nokta haline gelmiştir. O halde, büyük ve sivri köpek dişleri ileri primatlarda üreme başarısı ile yakından ilişkili olduğundan, erkeklerin hemcinsleriyle yaşadıkları bu saldırgan rekabetin ortadan kalkmasına yol açan şey nedir?

SPERM YARIŞMASI

Primatların üreme davranışlarının ve dolayısıyla da cinsel-sosyal yapılanmalarının iki temel özelliği, sperm yarışması ve eş seçimine yönelik erkekler arasındaki mücadeledir. Sperm yarışında önemli olduğu düşünülen, testis büyüklüğü, menideki sperm oranı ve kalitesi, penisin şekli gibi birçok özellik açısından değerlendirildiğinde insan, diğer primatlar arasında oldukça alt sıralarda yer almaktadır. Öyleyse sperm yarışması olasılığı azaldığına göre, ilk hominidlerin üremesinde baskın olan özellik erkekler arasındaki mücadele gibi görünmektedir. Bu durumda büyük ve sivri köpek dişleri, saldırıda başarılı olma şansını arttırarak erkeğin üreme ve türünü devam ettirme davranışında belirleyici rol oynayacaktır. Fakat sosyal ilişkilerin kurulduğu bir toplulukta eşleşmede hemcinse saldırmaya yönelik davranışların gerilediği düşünülmektedir. Ayrıca insan, yaşama alanının belirlenmesinde önemli rolü olduğu düşünülen yüksek volümlü sesler çıkarmayı sağlayan ses kesesine sahip olmayan tek primattır. Yine primatlarda erkeğin büyüklüğü eş seçiminde dolayısıyla da üremede fiziksel üstünlük sağlayacağından, erkek ve dişilerin beden büyüklükleri arasındaki farklılığın önemli olduğu düşünülmektedir. Australopithecuslarda erkek ve dişiler arasındaki beden büyüklüğü farkının diğer primatlara göre daha az olması uzun yıllardır üzerinde tartışılan bir konu iken, Ar. Ramidus bu konuda da bir açıklık sağlamıştır. Çünkü erkek ve dişi Ar. Ramiduslar arasındaki büyüklük farkının daha da az olduğu dikkati çekmektedir.

Memeli üreme fizyolojisi ile ilgili bilgilerimizi ve hominid fosillerinden elde ettiğimiz bilgileri birleştirdiğimizde, hayatın tarihindeki en temel dönüşüm, hominidlerin sosyal yapılanmalarıyla gerçekleşmiş gibi görünmektedir. Bu dönüşüm olasılıkla erkekler arasındaki saldırgan çatışmayı azaltmış ve hem ağaçları hem de toprağı araştırabilme becerileri ile ilgili, daha önce görülmeyen üç davranışlarını bir araya getirmiştir: 1) düzenli besin temini, 2) eşler arasındaki bağların oluşumu, 3) üreme davranışlarındaki değişiklikler (kadınların maymunlardan farklı olarak yumurtlama dönemlerini ilan etmemeye başlaması). Birlikte ele alındığında bu davranışlar, erkeklerin ebeveynliğe katılımını arttırmıştır.

Ar. Ramidus’un sunduğu bilgiler, bizi özel ve ayrıcalıklı kılan bilişsel yeteneklerimizin hareket, üreme biyolojisi, nörofizyoloji ve sosyal davranışlar arasındaki etkileşimlerden türediğini göstermektedir. Darwin’in de söylediği gibi, insanın keskin zekâsının kökenleri doğal seçilimde yatmaktadır. Anatomik, fizyolojik ve davranışsal değişikliklerin ilk hominidlerin evriminde büyük bir aşama yarattığı ve modern insanın atalarına doğru bir geçiş sağladığı düşünülmektedir.

5 Ekim 2009

Birgün Gazetesi

birgün.net

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s