Proconsul, 27 – 17 milyon yıl önce Miyosen döneminde Doğu Afrika’da yaşamış olan eski ve kuyruksuz bir primat türüdür. Şimdiye kadar 10 ile 80 kg kadar ağırlıklara ulaşabilen dört türü olduğu bilinmektedir. Miyosen devrinde o dönemde Doğu Afrika’yı da içine alan nemli yağmur ormanları tercih ettikleri yaşam alanlarıydı.

Uzun bir döneme kadar proconsul’un günümüz modern Afrika primatların atası olduğu düşünülmüştü. Bugün ise onların ve modern Afrikalı primatların kardeş takson olduklarından yola çıkılır.

Proconsul türleri 15 ile 87 kg arasında ağırlıklara sahip olup en çok çeşitlilik gösteren primat grubu olma özelliğine de sahiptir. Proconsullar ağaçlarda yaşamaya uyum sağlamış, tümü çeşitli meyvelerle beslenen, ağaç üstlerinde dört ayakla hareket edebilen bir türdü. Büyüklükleri ise günümüz Güneydoğu primatları olan gibbonlar (Hylobatidea) veya dişi şempanzelerin büyüklükleri ile karşılaştırılabilir. Beyin hacimleri yaklaşık 170 cm³ olup  beyin kapasiteleri vücut yapısı olarak  aynı büyüklükte ve ağırlıkta olan günümüz maymunlarınkinden daha büyüktü. Bu da proconsulların beyin gelişimlerinin yaklaşık 20 milyon yıl önce başladığını göstermekte.

Bugüne kadar vücut büyüklükleri ile birbirinden ayrılan dört değişik türü tanımlanır:

  • Proconsul arficanus kuyruksuz bir türdü ve ağaçlarda dört ayağını kullanarak ilerlerdi. Ağırlığı ise 18 kg kadardı.
  • Proconsul heseloni, P. africanus’a çok benzer olup muhtemelen onlarla aynı türdü
  • Proconsul nyanzae ağırlık olarak 28 kg kadardı ve diğerlerinden daha uzun bir burun ve çene yapısına sahipti
  • Proconsul major ise 75 kg kadar ulaşan ağırlığıyla içlerinden en iri ve büyük olan türdü. Bu türün bazen Dryopithecus türüne dair edildiği de olur.

Erken Miyosen dönemine ait bu ilk insan-maymunlar hareket etme ve duruş formları ile günümüz modern torunlarından farklılık gösterirler. Modern primatlar, gibbonların ağaç taçlarında yalpanıp ileri geriye sallanarak çok uzak dallara ulaşabilmesinden gorillerin ayak bilekleri üzerine yürüyebilmesine kadar çok çeşitli ilerleme ve hareket etme formları sergilerler. Buna karşın ilk primatlar ağaç dallarında ancak dört ayak üzerinde tırmanıp ilerleyebiliyorlar ve sahip oldukları anotomik yapıları yüzünden bu konuda ancak sınırlı imkanlara sahipti

Bu erken dönem primatlarından en iyi bilineni proconsul olup paleontologlar Kenya’da Nyanza Gölü kenarında yer alan Rusinga yarımadasında, eski ismiyle Victoria Gölü, proconsula ait ve çok iyi korunmuş bir çok  fosil buldular. Şu an araştırmacılar dört farklı proconsul türü tanımlamış olup bunlardan en küçüğü on kilo en büyüğü de yaklaşık 80 kg ağırlığındadır.

Proconsul’lar ilk primatların nasıl bir vücut yapısına sahip oldukları ve nasıl yol aldıklarına dair fikir vermektedirler. Kuyrukları olmayan bu primatların (insan maymunların) kalça bölgeleri, omuzları, el ve ayaklarının yanında el ve ayak bilekleri de diğer (hayvan) maymunlarda olduğundan daha hareketli ve çevikti. Günümüz modern primatların (ve de insanın) sahip olduğu bu son derece çevik hareket etme özelliklerinin temelleri ta o dönemlerde atılmaya ve müjdelenmeye başlanmıştı. İnsan ise daha sonra ellerindeki bu çeviklik ve bileklerindeki hareket edebilme özelliklerini alet yapımında kullanacaktı.

Bunun yanında proconsul ve çağdaşı olan hominid’ler bu ilk özelliklerden daha başka yararlı diğer özellikleri de beraberinde koruyup bunları zaman içinde geliştirerek günümüze kadar getireceklerdi. Omurga, pelvis ve kollar bazı yönlerden henüz diğer (hayvan) maymunların sahip olduğuna çok benziyordu. Fakat ilk primatlar kollarını dallara asarak daldan dalda sallanarak ulaşma yerine ağaç dalları boyunca yürüme ve tırmanabilme özellikleriyle maymunların atalarından daha iyi donanımlıydı.

Keşfedilmeleri ve Sınıflandırılmaları

1909 yılında Batı Kenya’da Kisumu yakınlarındaki Koru’da, o bölgede altın arayan kişiler tarafından bulunmuş olan ilk fosil örneği az korunmuş ve proconsul’a ait bir çene kemiği parçasıydı. Hatta bu çene kemiği kısa bir süre öncesine kadar bilinen en eski Hominoid fosili de olup aynı zamanda Afrika Güney Sahra’da bulunmuş olan ilk memeli fosiliydi de.

Proconsul ismi Arthur Hopwood’a, 1933 yılına aittir ve ‘Konsül’den önce’ anlamına gelir. Bu isim ise 1930’lu yıllarda Londra Hayvanat Bahçesi’nde yaşamış ve halkça da tanınan ‘konsul‘ isimli ünlü bir şempanzenin adından gelmektedir. Hopwood ise Viktoria Gölü yakınlarında Louis Leakey’de yaptığı bir araştırma gezisinde bulduğu 3 değişik bireye ait fosilleri tanımlamak ve şempanzelerle olan akrabalığı vurgulamak için bu ismi kullanır. Hopwood’un kelime seçiminden onun Proconsul’u “Şempanzelerin Atası” olarak tanımladığını anlayabiliriz. Daha sonra bu isme ‘africanus’ adını da eklemiştir. Proconsul africanus o dönemde tek bilinen örnekti.

Daha sonra bulunan fosil örnekler de daha önceki gibi africanus olarak tanımlandı ama sonra bu sınıflandırılmadan çıkarıldı. Bulunan ilk fosiller önce africanus olarak değerlendirilmiş olmalarına rağmen daha sonra bunlar ayrılarak, bazı fragmanlar da diğer buluntularla aynı kategoriye koyularak bunlara yeni adlar verilmeye başlanmıştır. Mary Leakeys’in 1948 yılına ait olan keşfi buna bir örnektir. İlk olarak africanus olarak tanımlanan ve Leakeys’e ait buluntuyu Alan Walker 1993’de, T. Whitworth’a ait 1951 tarihli buluntu ile birleştirmiş ve bu iki türün aynı tür olduğuna karar verip Proconsul heseloni adını vermiştir. Bu isim değişikliği de kamuda ilk önce bir karışıklığa neden olmuştur.

Louis Leakey, Wilfrid Le Gros Clark ile birlikte africanus, nyanzae ve major türlerini tanımladıktan 11 yıl sonra yine Louis Leakey’in kendisi 1962 yılında bunlara familya ismi olarak  Proconsulidae denilmesini önerdi. Bu öneri ilk önce derhal kabul edilmediyse de bugün genel olarak kabul edilmekte ve kullanılmaktadır.

20. yüzyılın ikinci yarısında Hominoidlerin sınıflandırılması için yapılan yoğun uğraşıların tümünü anlatmak belki kitaplar dolduracaktır. Her bulunan yeni bir fosil buluntunun ve araştırmaların ışığında paleontologların büyük kısmı bu konuda en az bir kere görüş değiştirmek zorunda kalmışlardır ve bu yakın gelecekte de çok farklı olmayacaktır. Bu yüzden bu sınıflandırmanın kesin olmadığını, sadece bir bilgi sahibi olma ve yönlendirme adına yaralı olabileceği göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Mesela Peter Andrews ve Lawrance Martin gibi tanınmış iki ünlü paleontolog 1987’den beri Proconsul’un Hominoid olmadığını, aksine kardeş taksonlarda yer aldıklarını söylerler.

 

Kaynakça:

http://en.wikipedia.org/wiki/Proconsul_(primate)

http://www.evolution-mensch.de/thema/primaten/proconsul.php

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s