Charles Darwin 12 Şubat 1809’da Shrewsbury kasabasında doğdu ve 18 Nisan 1882’de Kent’teki evinde öldü. Robert Waring Darwin ile Susannah Wedgewood’un beşinci çocukları ve ikinci oğulları idi.

Darwin’in zamanında ve öncesinde İngiliz kültüründe kökten değişiklikler yaşıyordu. Ailesinin yapısı da Darwin’i bu değişikliklerin ortasına atmıştır. Dedesi Erasmus Darwin zengin ve saygın bir fizikçi idi. Aynı zamanda da aydınlanma fikirlerini, eşitlik ve – tanrının varlığı hakkında ve dünya yaratıklarının doğal başlangıcı hakkında serbest konuşma özgürlüğe da dahil olmak üzere – özgürlükleri savunan bir radikaldi. Doğa tarihi üzerine ilk çağlardan beri yaşayan canlıların yukarı doğru gelişimi de dahil olmak üzere evrimsel spekülasyonları savunduğu makaleler yazmıştı. Serbest düşünce taraftarı Lunar Society adlı bir derneğin üyesiydi. Üyeler Birmingham’da sık sık toplanarak yeni teknolojik ve endüstriyel ilerlemelerden son felsefi ve bilimsel fikirlere her şeyi tartışırlardı. Bu grup içinde C. Darwin’in diğer dedesi Josiah Wedgewood da vardı. Grubun dinsel eğilimi ise kilisenin kuşkulu bakışları altında -karşıt – idi. Bu sırada Avrupa ve Amerikaları çalkalayan devrimci karakterli felsefi, bilimsel ve politik fikirleri etkinlikle destekliyorlardı. Dolayısıyla Charles’ın babası; Robert Darwin de babasını izleyerek bir doktor oldu ve Josiah Wedgewood’un kızı Susannah Wedgewood ile evlendi. Çift Shrewsbury’ye yerleşti. Haziran 1817’de Susannah, Charles 8 yaşındayken öldü.

Annesi Charles’ı üniteryen* bir rahip tarafından işletilen bir okula göndermişti. Ama annesi ölünce, babası da onu Shrewsbury okuluna aktardı. Charles bu okulda Yunanca ve Latinceye çalışacak yerde doğayla haşır neşir oluyor, her çeşit böcek ve mineral topluyordu. Babasının dikkatli gözetimi altında büyük kardeşleri sorumluluğunu almışlardı. Babası onu da doktor yapmak istiyordu. Yazları babasına hastaları turlarken yardım ediyordu. Sonunda babası onu 16 yaşında Edinburg’a tıp tahsili için yolladı. Ancak Charles’ın bu tahsili, aslında çok yatkın olmasına karşın, iki nedenden yarıda bıraktığı anlaşılıyor. Babasının işleri çok iyi gitmişti ve ömrü boyunca bağımsız olarak doğadan örnek toplayarak yaşayabilirdi. Zaten doğaya bu ilgisi öyle ileriydi ki Edinburg Kraliyet Derneği, Plinian Derneği toplantılarına katılıyordu, iki tane bildiri bile sunmuştu. Zoolog Robert Grant onu ilk defa Lamarck’ın evrim kuramı ile tanıştırmıştı. İkinci neden ise henüz anestezinin bilinmediği zamanlarda bayıltılmadan ameliyat edilen bir çocuğun ıstırabına tanık olmasıdır. Ancak bu arada bilime eğilimi kimya, jeoloji, ve anatomi dersleri ile kuvvetlenmişti. Tıpla ilişkisini kesme kararı sonunda babası ona ilahiyat öğrenmek üzere Cambridge’i önerdi. Charles karşı çıkmadı.

1928 Yılında Cambridge’e gelen Charles burada yaşamının en mutlu 3 yılını geçirdi. Otobiyografisinde** bu dönem için boşa harcanmış zaman demesine karşın hem mutlu olduğunu hem de karşılaştığı bilimsel etkileri anlatmıştır. İşte bu etkiler Darwin’in daha sonra kurup geliştireceği evrim tasarımları için son derece önem taşır. Akademik kısmı boşa harcanmış saymasına rağmen Matematik, Klasik Yunan ve Teoloji derslerinde gayretlidir ve 3 sene sonunda Ağustos 1831’de mezun olur. Bu arada din bilimci Paley’in Hıristiyanlığın Kanıtları, Ahlak Felsefesi, Doğal Teoloji gibi kitaplarından özellikle bahseder ve ona olan hayranlığını da belirtir. Ancak o zaman da, sonra da bunların gelişmesine hiçbir katkısı olmadığını da bilmektedir. Profesör John Stevens Henslow ile tanışması bütün kariyerini değiştirecektir. Onun çevresine katılır, başkaları ile de – ve jeolog Adam Sedgwick ile – tanışır ve apayrı bir dalda da gelişmeye başlar. Bitki toplama keşiflerine katılır. Zaten böcek toplamayı hiç bırakmamıştır. Adam Sedgwick onu iki kez İngiltere ve Galler’de uzun jeolojik turlara alır. Darwin zaten evrimci görüşün öncülerinden dedesi Erasmus Darwin’den evrim düşüncesine aşina idi. Cambridge?de yer bilimciLyell’in, dedesi gibi milyonlarca yıl geri giden öğretileri de onu yönlendirmişti. Darwin’in akademik olarak ilahiyatın eğitimi yanında doğa bilimlerine eğilimli ikili eğitimi, dünya görüşünü yan yana sürdürmesi onu hiç rahatsız etmemiştir.

Cambridge’deki son yılında Herschel’in ve Humboldt’un kitapları ona “Doğa Bilimlerinin asil yapısına en alçak gönüllü bir katkı eklemek için yanan bir coşku uyandırdı.” İşte, mezuniyet sonrasında Humboldt’un aktardığı Güney Amerika incelemelerinin benzerini gerçekleştirme fırsatı da ayağına gelmişti. Henslow’dan gelen bir mektup Beagle gemisi kaptanının Güney Amerika ve Pasifik’e yapılacak seyahatte kamarasının bir kısmını gönüllü bir doğa bilimciyle ücretsiz olarak paylaşmak isteğini iletiyordu. Beagle gemisi hükümet tarafından Güney Amerika kıyılarını araştırmakla görevlendirilmişti.

Aralık 1831’de Beagle’ın denize açılmasıyla başlayan bu sefer iki sene yerine beş sene sürmüş ve Güney Amerika yerine Dünya turu haline gelmiştir.
alt

Bu arada uğradıkları Galapagos Adaları Darwin’in en önemli gözlemlerinin ve keşiflerinin yaptığı yerdir. Darwin gezi dönüşünde keşiflerini uzun sürede kitaplar halinde yayınladı:

1 – 1839 Mayıs: (Kaptan P. King, Kaptan R. FitzRoy ile beraber) Beagle’in Gezisi Sırasında Ziyaret Edilen Ülkelerdeki Jeoloji ve Doğa Tarihi Araştırmalarının Günlüğü
2 – 1839 Ağustos: (Kendi anlatımı) Beagle?in Gezisi Sırasında Ziyaret Edilen Ülkelerdeki Jeoloji ve Doğa Tarihi Araştırmalarının Günlüğü.
3 – 1839: Beagle Gezisinin Zoolojisi – 2. Kısım – “Memeliler”
4 – 1840: Beagle Gezisinin Zoolojisi – 1. Kısım – “Memeli Fosiller”
5 – 1841: Beagle Gezisinin Zoolojisi – 3. Kısım – “Kuşlar”
6 – 1842: Beagle Gezisinin Zoolojisi – 4. Kısım – “Balıklar”
7 – 1842 Mayıs: Güney Amerikanın Jeolojik Gözlemleri ? Mercan Adalarının Yapı ve Dağılımı
8 – 1843: Beagle Gezisinin Zoolojisi – 5. Kısım – “Sürüngenler”
9 – 1844: Güney Amerikanın Jeolojik Gözlemleri – Volkanik Adalar
10 – 1846: Güney Amerikanın Jeolojik Gözlemleri – Güney Amerika

Darwin 1836’da gezi dönüşünde kendini tamamıyla notlarına ve örneklerine vermiş, sistematik bir şekilde çalışıyordu. Ancak Ekim 1838’de tesadüfen okuduğu Malthus’un Nüfus (Population) adlı kitabı her şeyi doğru yöne oturttu:

“… birden bu şartlar altında uygun değişikliklerin korunmaya, uygun olmayanların ise yok olmaya yönleneceği beni çarptı. Bunun sonucu yeni türlerin oluşmasıydı.”

Böylelikle evrimin meydana geldiği, evrimsel değişikliklerin binlerce yıldan milyonlarca yıla uzanan aşamalarla oluştuğu, evrim için ana düzeneğin doğal seçilim denen bir süreç olduğu ve bugün canlı olan milyonlarca türün ise tek bir yaşam formundan türleşme (speciation) denilen kollara ayrışma süreci sonucu ortaya çıktığı gibi kuramlarını oluşturmaya başladı. Ancak bunun sonuçlarını yıllarca saklayacaktı:

“… ama önyargıdan sakınmakta o kadar endişeliydim ki en ufak bir taslağını bile bir süre yazmamaya karar verdim. Önce 1842’de kendime kurşun kalemle 35 sayfalık çok kısa bir özet yazma hoşnutluğuna izin verdim. Sonra bu 1844 yazında güzelce kopyalayıp hala da bende duran 250 sayfaya ulaştı.”

Ancak kısa adı “Türlerin Kökeni” olan bu kitap yayını için daha 14 sene bekleyecektir.

Bu arada Darwin’in Beagle gezisi sırasında yolladığı fosil örneklerini ve jeolojik mektupları Henslow bilim çevrelerinde göstererek öğrencisinin ününü arttırmıştı. Darwin döndüğünde bilimsel çevrelerde çok ünlüydü. Çok geçmeden Darwin Cambridge’e taşınarak koleksiyonunu organize etmeye ve günlüğünü yeniden yazmaya başladı. 17 Şubat 1837’de Coğrafya Derneği Konseyine seçildi. Kısa sürede bu sefer Londra’ya taşındı ve daha çok bilim adamı ile tanışıp daha fazla çalışmaya başladı. Koleksiyon ve mektuplarını inceleyen uzmanların raporlarını da elden geçirip yayınlıyordu. Tabi sonunda hastalandı. Bu hastalıktan hiç iyileşmedi. Kalp çarpıntılarını mide ağrıları, kusma, titreme ve diğer semptomlar izliyordu. Stresli zamanlarda bunlarda artış oluyordu. Tedavi hemen hiç yararlı olmadı. Daha sonra bunun Güney Amerika’da böceklerin ısırmasıyla geçen Chagas hastalığı olduğu tahmin edilmiştir. Darwin bu arada Coğrafya Derneği sekreterliğini de üstlenmişti.

Darwin’in hazırlığını yaptığı halde “Türlerin Kökeni”ni basmayı ertelemesi çeşitli yorumlara neden olmuştur. Bir yorum onun insanoğlunun kör bir seçilim sürecinin ürünü olduğunu göstermekten kaçındığı şeklindedir. Ancak 1858 yazında, kendisi ile aynı sonuçlara varmış olan Alfred Russel Wallace’dan bir derneğe sunulmak üzere hazırlanmış bir bildiri alması onu harekete geçirdi. Her ikisinin de derneğe bildiri sunması kararlaştırıldı, Darwin’in Wallace’da bulunmayan zengin verileri vardı. 1844’deki hazırlığını kısaltarak “Türlerin Kökeni”ni 22 Kasım 1858’de bastırdı. Bu kuram geniş yankı uyandırmıştır. 1859 Yılı düşünce tarihinin dönüm noktası olarak sayılabilir.

alt

Türlerin kökeninden 12 yıl sonra insanın kökenine ilişkin görüşleri de “İnsanın Türeyişi” adlı kitabıyla 1871’de iki cilt olarak yayımlandı. Bu kez daha önceki direniş yoktu. Bu hem çoğu okurun aynı sonucu kendilerinin çıkarmış olması yanında geçen süre içinde aynı konuda daha az önemli ama pek çok makale ve kitap yayınlanmasının da etkisi vardır.

Darwin Türlerin Kökeni’nde insanın adını anmaktan çekinmiş, ancak “… İnsanın kökeni ve tarihine ışık tutulmuş olacaktır.” demekle yetinmişti. Ancak İnsanın Türeyişi’nde insan ve diğer memeliler arasında fiziksel ve fizyolojik açılardan temelde farklılıklar olmadığını savunmakla yetinmedi, benzerliklerin insanın kültürel ve ahlaki yaşamı için de geçerli olduğunu gündeme getirdi. Yani ahlak, zeka, yardımseverlik, yurtseverlik vs yi de biyolojik yapı gibi kalıtımın parçası olarak görmüştür. İşte bu husus sonradan Darwin’in haksız olarak suçlanmasına, fikirlerinin yozlaştırılmasında önemli nokta oluşturulmasına yol açmıştır. Çünkü Darwin’in ve bazı Darwin’cilerin toplumsal olay ve olguları “en güçlünün yaşaması? ilkesi içinde yorumlama girişimi insanlığa karşı suçlardan birisi için bilimsel kılıf oluşturmuştur. “Sosyal Darvincilik” adı verilen bu akım “madem ki en güçlülerin yaşaması doğa yasasıdır, o halde zayıflar ortadan kaldırılmalıdır” görüşüyle tarihteki en utanç verici sayfalardan birini oluşturmuştur. Ancak elbette Darwin ırkçılık, kölecilik, soykırımdan yana değildir. Onun Beagle Gezisi notları baştan sona insan topluluklarına değer veren, hoşgörülü bakışlarıyla doludur. Charles Darwin’in çeşitli kuramları ve sonraki gelişmeleri, çeşitli kanıtlar, bilim ve insanlığa yön vermesi, sitemizde detayları ile anlatılmıştır.

Darwin, Beagle yolculuğu sonrasında hastalığının ilk ortaya çıkışında kuzeni Emma Wedgewood ile oldukça yakınlaşmıştı. Onunla 24 Ocak 1839’da evlendi. Darwinler’in on tane çocukları oldu. İki tanesi bebekken öldü. On yaşında ölen Annie ise onları yıkmıştı. Darwin çocukları hastalandıkça akraba evliliği sonucu kalıtımlarından gelecek zayıflıklardan korkardı. Ama diğer çocuklarının çoğu seçkin insanlar oldu: iki ev kadını, bir banker, bir asker, bir botanikçi, bir inşaat mühendisi, bir astronom-matematikçi. Darwin’in gayet düzgün, programlı bir yaşamı vardı. Belli zamanda yemek yer, yürüyüşe çıkar, çalışır, mektup okur ve yazar, karısıyla tavla oynar ve onun okuduğu romanları dinler, gazete okur ve uyurdu. Bu değişmeyen yaşam tarzını, hiç geçmeyen hastalığından gelen zorlukları hafifletmek için seçtiği anlaşılıyor.

Darwin bu araştırıcı yaşamını böcekler ve bitkiler üzerine eserler vererek sürdürdü. 19 Nisan 1882’de 73 yaşında öldüğü zaman gençliğinde gördüğü tüm tepkilere karşın çağının önde gelen bilim adamlarından sayılıyordu. Görkemli bir cenaze töreniyle Westminster Kilisesinde Isaac Newton ve Charles Lyell’in yakınına gömüldü.

Darwin ailesinin geçmişi itibariyle konformist değildi. Babası ve dedesi serbest düşünce taraftarı idi. Kendisi ise gençliğinde İncil’den hiç şüphe etmemişti. Ancak Beagle yolculuğunda bunu sorgulamaya başladı. Düşüncelerinin değişmesi yavaş olmuştur. Yolculuk dönüşünde bile ahlak konusunda İncil’i referans almakla beraber artık tarihsel olarak Tevrat’a inanmıyordu. İnancı zayıflamaya başladı ve sonunda kızı Annie’nin ölümüyle Hıristiyanlığa bütün imanının kaybetti. Bu tarihten itibaren ailesi ile kiliseye gitmemiştir. Kendisine sorulduğunda, Tanrının mevcudiyetini yadsıma anlamında bir ateist olmadığını, ama anlayışının agnostik olaraktanımlanmasının daha doğru olacağını yazmıştı. 1915 yılında Lady Hope onun ölüm döşeğinde dine döndüğünü savlamışsa da Darwin’in çocukları bunu yalanladılar. Son sözlerini karısı Emma’ya yöneltmiştir: “Ne kadar iyi bir eş olduğunu hatırla.”

Notlar:

*üniteryan – Hıristiyanlarda Tanrının üçlü kişilik inanışı yerine tek kişilikli Tanrıya inanış.
** Charles Darwin otobiyografisini basılmak üzere değil, çocukları ve eşi için yazmıştır. Bunu otobiyografisine giriş satırlarında belirler. Oğlu Francis Darwin’in notu, özel pasajların otobiyografiden çıkartıldığını gösteriyor. Otobiyografisine “Aklımın ve Karakterimin Gelişmesinin Anımsamaları” (Recollections of the Development of my Mind and Character) adını vermiş ve 3 Ağustos 1876’da düştüğü “Yaşamımın bu kısa öyküsü 28 Mayıs’ta Hopedene’de başladı ve o zamandan beri çoğu öğleden sonraları bir saate yakın yazdım” notu ile biter. Ancak 1881’de bunlara bir ek yaptığı anlaşılıyor.

Kaynakça:

What Darwin Really Said – Benjamin Farrington
http://plato.stanford.edu/entries/darwinism/#2.1
http://www.aboutdarwin.com/darwin/WhoWas.html
http://www.stephenjaygould.org/library/darwin_autobiography.html
http://www.lucidcafe.com/library/96feb/darwin.html
http://library.thinkquest.org/21605/Darwin‘slife.html
http://en.wikipedia.org/wiki/Charles_Darwin

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s