Neolitik insanlarinda resim sanati pek gelismemistir;ancak geç Paleolitik Devir’deki magara süslemelerinin devami gibidir.Bu devirdeki sanatsal islevler yapi üzerinde yogunlasmisti.Paleolitik’te avcilikla geçinme yaygin oldugu için, mamut, bizon,geyik, yabani kedi ve at gibi hayvanlarin ince islenmis resimlerine rastlanilmistir.Neolitik’te tarim yayginlasinca tahil üretimindeki verim ve hayvanlardaki çogalma (dogurganlik) önem kazanmaya,; bu nedenle bir ” Toprak Ana ” kavrami ve bununla iliskin olarak bazi dinsel ayinler ortaya çikmaya baslamistir.Disi ya da Venüs figürleri geç paleolitik’te çizilmesine karsin, tarim toplumuna geçiste bu figürler verimlilik kavrami ile birlestirilmistir.Nitekim 1965 Çatalhöyük’te yapilan kazilarda dogumun ve yasamin sürekl,iligini simgeleyen insan memesi ile koç ve boga figürlerinin birlestirilmesiyle olusmus heykelcikler bulunmustur.Bu resimlerin hemen hemen hepsi bati tarafindaki duvarlarin üzerinde bulunuyordu.Ölülerin yakildigi dogu tarafindaki duvarlarin üzerinde ise, ölümü simgeleyen akbaba resimleri ve keza domuz, tilki, gelincik, sansar gibi ölü yiyicilerin çeneleri vardir.

Tüm bu egilimler, daha sonra Çatalhöyük’te bogayi simge alan bir inancin gelismesine neden olmustur.Bu boga baslarinin agiz kismi kirmiziya boyanmistir ve burun kisminda el basmek için izler vardir.Bunun, verimlilik törenlerinde kirmizi asi boyasina sokulmus ellerin, boganin yüzüne sürülmesiyle meydana geldigi tahmin edilmektedir.

Diğer duvarlarda, leopar postu giymiş insanların, yabani boğaların, erkek domuzları, ayıları, erkek geyikleri izlediklerini gösteren resimler vardır.Genellikle bu resimlerdeki insanlar, bu hayvanların kuyruğuna ve diline değmek suretiyle onları kontrol altında tuttukları izlenimi yaratmaya çalışmışlardır.Leoparın özel bir yeri vardır.Diğer hayvanların tanrıçası ya da kraliçesi olarak simgelenmiştir.Çatalhöyükteki bir katmanda en az üst üste 40 defa boyanmış saman ve çamurdan yapılmış bir erkek ve bir dişi leopar modeli bulunmuştur.Bu boyanmanın her yıl yapılan özel bir törende yenilendiği varsayılmaktadır.Çünkü boya tabakaları birbirinden oldukça net olarak ayrılmaktadır.Yine Çatalhöyük’te bulunan en güzel figürlerden biri. bir tahtın üzerinde doğum yapmakta olanbir kadının iki tarafındaaslanların bulunmasıdır.Bu figürlerin bir kısmı M.Ö.5500 yıllarına dayanmaktadır.Çatalhöyük’teki dini eğilimlerin ve törenlerin benzeri, diğer Neolitik yerleşme merkezlerinde görülmemiştir.Çatalhöyük’te diğer yerleşme merkezlerine göre daha gelişmiş töre ve törenlerin olduğu zanedilmektedir.

Dünya’nın değişik bölgelerinde, toplumların yaşama tarzına göre inançlar gelişmiş ve çeşitlenmiştir.Başlangıçta somut kavramlar ve figürlerle şekillendirilen inançlar, daha sonra, yetersiz kaldığı için, soyut kavramlara geçmeye başlamış ve büyük dinlerin doğmasına neden olmuştur.Özellikle törelerin , törenlerin inançların çok çeşitlendiği Orta Doğu’da birçok dinin temeli oluşturulmuştur.Modern dinler de dahil olmak üzere, özellikle orta doğuda ortaya çıkan dinlerin eski veraset dediğimiz, bir noktada tarihsel bilgiye dayanan kısımları ana hatlarıyla birbirine benzerdir.Bugün hem inançlarımızda hem günlük yaşantımızda kullandığımız birçok töre, alışkanlık , inanç vs. ‘nin çok eski devirlere dayanan kökenleri olduğu açıktır.Geçen bunca yıl süresince, günün koşullarına göre değiştirilerek ya da aynen dölden döle bir çeşit kalıtılarak iletilmiştir.Bu töre, tören ve inançlar günümüzün gereksinmelerine tam yanıt vermemektedir.

İkinci bir yaşamın olduğuna , öldükten sonra yaşanacağına ilişkin kanıtların en eskisi paleolitik’te bulunmustur.Cunki bu devirde bulunan avcı toplumların olulerini torenlerle yaktıklrı bilinmektedir.En eski mezar mezolitik ‘te bulunmustur.Yerlesik düzene gecmeden önce olulerin yakılması yada naasları sorun olusturuyordu.Fakat yerlesik düzene gecince gömme torenleri ve mezarlık yapma zorunlu hale gelmeye basldı.Bazen toplu olarak oluler biraraya konuyordu.Ayrıca ikinci yaşamı için bazı yiyecekler, esyalar ve silahlar beraberce gömülüyordu(gec neolitik ve erken bronz devrinde ).Toplu mezarları üzerine toprak yığılarak höyükler yapılmaya baslandı.Höyükler tarihin en değerli kanıtlarını tasıyan yerler olarak bilinmektedir.Mezar yapı ve tekniği gittikçe gelisti (galeri seklinde, odalar seklinde vs.) ve mısır pramitleriyle zirveye ulastı.

Tüm bunlara paralel olarak tapınakların mimarisinde gelismeler ortaya cıktı en eski tapınak İran’da “jeriçho” M.Ö.7800 yıllarında rastlıyoruz.Özellikle avın verimli geçmesi için verilen adak ve yapılan törenleri bu zamanda görebiliyoruz.Daha sonra Çatalhöyük’te gelişmiş tapınaklar görülmektedir.Ölüm, avlanma ve tarımdaki verimlilikle ilgili törenler belirli merkezlerde yapılmaya baslanınca , bu merkezler tapınak haline dönüstu ve ilgili kisiler de bir çeşit ruhban sınıfını olusturdu.

Prof Dr. Ali DEMİRSOY Yaşamın Temel Kuralları Cilt I /Kısım I /Sayfa: 722

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s