Uyum dendiği zaman, bir canlının, belirli biyolojik, kimyasal ve fiziksel koşullara olan bir ortam içerisinde, yaşamasını olası kılan yeteneklerinin ve özelliklerinin tümü anlaşılır. Dünyada hiçbir ortam sürekli aynı koşullara sahip değildir; bu nedenle evrimleşme canlılığın vazgeçilmez bir özelliği olmuştur. Ayrıca her bölge farklı koşullara sahip olduğundan, bu ortamlara uyum yapan canlılarda da farklılaşmalar ortaya çıkmıştır. Bu nedenle milyonlarca canlı çeşidi vardır. Bir ortama uyum, çok değişik ilişkileri kapsar (yer bulma, beslenme, avlanma, avlama, parazit ilişkileri, sıcaklık, nem vs.). Uyum, tüm bunların ortalama değerini verir.

Kısa süreli değişikliklere, bireyin kalıtsal yapısının izin verdiği modifikasyonlar içerisinde tepki gösterilir. Örneğin terleme ile sıcaklığa, titreme ile soğuğa tepki gösterme gibi. Ayrıca bu tepkiler bireyin o anda bulunduğu fizyolojik duruma da bağlıdır aç ya da tok olması ya da üreme zamanında bulunması vs. gibi. Bunun yanısıra daha önceki deneyimler, koşullandırma olarak, tepkimelerin doğal yapısını etkileyebilir. Kısa süreli tepkiler canlının belirli ölçülerde kendini korumasına yöneliktir.

Uzun süreli değişikliklere, fizyolojik yapının ve vücut yapısının değiştirilmesiyle tepki gösterilir. Fakat, bu değişiklikler, daha önce doğal seçilimde değindiğimiz gibi bir kuşağın başaracağı değişiklikler değildir; mutasyonlarla, rekombinasyonlarla ve parça değişimleriyle gen havuzunda oluşan yeni özelliklerin ve keza eski özelliklerin arasından, doğal seçilimle, en iyi uyumu yapacak gen bileşimlerine sahip bireylerin seçilimi sonucu ortaya çıkan değişikliklerdir. Mutasyon – rekombinasyon – doğal seçilim sonucu ortaya çıkan uyumlar, ana hatlarıyla şu gruplara ayrılır.

1-İlerleyen evrim
2-Paralel evrim
3-Daralan evrim
4-Önuyum

İlerleyen Evrim (= Progressif Evolution)
Uyum canlıya yeni yapılar ve işlevler kazandırıyorsa, buna ilerleyen evrim denir.

Uyumsal Açılım (= Divergent Evolution)

Yapısal uyumun bilinen en iyi şeklidir. Eğer bir hayvan grubu, geniş olarak yayılıp, fiziksel, kimyasal ve ekolojik koşulları farklı olan ortamlara girerse ve yavaş yavaş o ortama uyum sağlayacak şekilde doğal seçilime uğrarsa (dallanan doğal seçilime bkz!), uyumsal açılım meydana gelir, Besin ve yer bulma içim yarışma nedeniyle; keza parazit, av, avcı, sıcaklık, nem, tuz, su vs. gibi koşullar nedeniyle, her canlı grubu, yapabildiğince yayılma ve ulaşabildiğince yeni ortamları işgal etme eğilimine sahiptir. Sonuçta aynı kökten gelen; fakat fizyolojik ve yapısal özellikleri birbirinden farklı olan, birçok yeni canlı türü ortaya çıkar; buna ‘Uyumsal Açılım’; her grubun, yeni ortamın koşullarına uygun yapıları kazanmasına da ‘Yapısal Uyum’ denir. Uyumsal açılım dallanan doğal seçilimin sonucu olarak ortayaçıkar.

Uyumsal açılım için en çarpıcı örnek, böcek yiyen, beş parmaklı, kısa bacaklı, tabanlarına basarak yürüyen ilkel bir böcekçilden, bugünkü plesantal, hayvanların türemesidir. Bu hayvan, sürüngenlerden boşalan biyotopları (= yaşam alanlarını), yavaş yavaş değişmek suretiyle işgal etmiştir. Örneğin bu açılımın sonucu ortaya çıkan köpekler ve geyikler karada yaşarlar, yaşamlarını sürdürmek için koşmaya; sincaplar ve primatların büyük bir kısmı ağaçlarda yaşarlar, yaşamlarını sürdürmek için tutunmaya ve sıçramaya; yarasalar uçmaya; köstebekler ve körfareler toprak içerisinde yaşarlar, yaşamlarını sürdürmek için kazmaya; suya bağımlı olarak yaşayan kunduzlar ve ayıbalıkları, keza suda yaşayan balinalar, yunuslar, deniz öküzleri, yaşamlarını sürdürmek için yüzmeye uyum yapmışlardır. Tüm bu hayvanların dişsayısı ve şekli, bacaklarının uzunluğu ve kemik sayısı, kaslarının sayısı ve bağlanma yerleri, postlarının yapısı ve rengi, derialtındaki yağ tabakasının kalınlığı vs. yapısal uyuma tipik örnektir. Keza ikinci zamanda, sürüngenler, çok değişik ortamlara uyum yaparak, etçil, otcul; sucul, ağaçta yaşayan, karada yaşayan türleri meydana getirmiştir.

Uyumsal açılımı daha küçük ölçüde, Galapagos takım adalarında yaşayan ve evrimsel açılma her zaman iyi bir örnek olarak verilen, ispinoz kuşlarında görmek mümkündür. Bu kuşların bir kısmı topraküstü kuşudur, tahıl ve tohumla; bazıları ağaçta yaşar, böceklerle; bazıları kaktüslerde yaşar, onların tohumlarıyla beslenir. Aynı kökten gelen bu kuşlar, gaga büyüklüğü ve şekli bakımından, dikkati çe­kecek ölçüde uyumsal açılım gösterir.

Paralel Evrim (= Parallel Evolution)

Bir hayvan grubunun, ya da yakın akraba hayvan gruplarının benzer koşulları taşıyan ortamlara, birbirlerine bağımlı olmadan benzer şekilde uyum yapmasıdır. Ör
neğin toprak içine giren kemiricilerin, kazıcı ayak şeklini; suya giren memelilerin yüzücü üye şeklini kazanması gibi. Amerika’daki ve Asya’daki çöl hayvanlarının benzer özellikler kazanmasıda tipik örnek olarak verilebilir. Çok defa daralan evrimle karıştırılır.

Daralan Evrim (= Konvergent Evolution)

iki ya da daha fazla canlı grubunun benzer ortamlara uyabilmek için, kazandıkları yapısal benzerliklerdir. Uçan sürüngenlerin, kuşların memelilerin ve böceklerin kazanmış oldukları kanat yapısı; keza yunusbalıklarının (Delphin). soyu tükenmiş yüzen sürüngenlerin (lchthyosaurus), kemikli ve kıkırdaklı balıkların su direncini azaltmak için kazandıkları benzer vücut yapısı kürek şeklindeki ön ve arka bacaklarının zayıf gelişmiş yapısı, yüzgeç şekilleri, buna en tipik örneklerdir. Keza kazıcı hayvanların ön bacaklarının yapısı; embriyonik kökeni farklı olmakla beraber mürekkepbalıklarının ve omurgalıların benzer göz yapıları, yine, daralan evrime iyi örneklerdir.

Önuyum (= Preadaptasyon) ve Bazı Önemli Uyumlara Örnekler

Neodarwinistler (DARWIN’in düşüncelerini DE VRIEs’in mutasyon kuramıyla birleştirenler) bir canlının, yeni bir ortama uyum yapabilmesi için, o özellikleri, sabit düzeyde önceden taşımaları gerektiğini savunmuştur. Mutasyonlar, yeni ortama girdikten sonra, gereksinmeye göre değil, daha önce, yeni koşullarla karşılaşılmadan oluşur. Yeni ortamdaki doğal seçilim, eski ortamda bulunduğu bireye zarar vermeden kalabilen mutasyonlar (nötr mutasyonlar) ve yeni ortama geçerken oluşan her çeşit mutasyon arasından olur. Işte bir canlının yeni bir ortama girmeden, o ortama uyabilecek özellikleri, pasif olarak taşımasına ‘Önuyum = Preadaptasyon’ denir. Buna tipik örnekler şunlardır:

Omurgalıların denizden karaya geçişinde öncülük etmiş Periophthalmus, denizde bulunuğu zaman dahi, başının şekli yüzgeçlerinin yapısı, deri solunumu yapabilmesi, döllenmesinin içte oluşu ile bir önuyumu gerçekleştirmişti. Nitekim bugün denizde yaşayan yakın akrabaları bu önuyumu hala göstermektedir.

Bakteri kolonileri antibiyotikli ortamlara ekildiğinde, örneğin 100.000 koloniden, ancak birkaçının o antibiyotiğe dirençli olduğu görülür. Burada antibiyotiğe dirençlilik, antibiyotikle karşılaşınca değil, daha önce ortaya çıkmıştır.

Keza böcekler, birçok tarımsal ilaca, özellikle DDT (diklord-ifeniltrikloretan)’ye dirençlilik kazanmıştır. Çünkü başlangıçta, .DDT, dirençlilik kazanmamış ya da rastlantı sonucu mutasyonlarla kısmen dirençlilik kazanmış; ama yeterli dozda DDT almış tüm bireyleri öldürmüştü. Fakat yarı dirençli bireylerin bir kısmı, tam dozdaki
‘DDT ile karşılaşmayınca, doğal seçilime uğrama olanağını bulmuş. ve sonuçta DDT’ye dirençlilik sağlayan poligenik genlerin biraraya toplanmasıyla, tam dirençli bireyleri meydana getirmiştir.. Her üç örnekte de uyum yapan bireyler ya da populasyonlar, bu uyumu belirli ölçüde, daha önce kalıtsal olarak taşımaktaydı.

Çevre koşullarının etkisiyle gen havuzlarında yeni özellikler ortaya çıkmaz, daha önce işlevsiz ya da önemsiz olan özellikler yeni koşullar altında seçilir. Çünkü yeni ortamın koşullarıyla karşılaşan canlı, gerekli kalıtsal değişiklikleri yapabilmek için, yeterli zamana sahip değildir. Halbuki milyonlarca yıldır biriken, özellikle nötr mutasyonlar ve yeni kombinasyonlar, canlıya bu uyum yeteneğini kısa bir süre içerisinde verebilmektedir. O halde bir canlı ne kadar çok nötr mutasyona sahipse, uyum değeri o kadar fazladır…

Cansız Ortama Uyum

Canlıların büyük bir kısmı canlı cansız çevreye uyum yaparken, bazı özellikler kazanır. Bunlar:

Kaçma:

Korunabileceği ve saklanabileceği ortamı yitiren hayvanlar, tekrar bu
ortamı bulabilecek yetenekleri kazanır.

Ölü Taklidi:

Birçok hayvan, düşmanlarından korunmak için, ölü taklidi yapar
ya da cansız bir cismin şeklini alır (Akinase)

Uyarıcı Renkler ve Davramşlar:

Düşmanlarını korkutmak ya da taşıdıkları zehirden dolayı onları uyarmak için, birçok canlı, parlak renkler (genellikle kırmızı ve sarı) ya da desenler (genellikle göz lekesi) taşır. Ayrıca tehlikeli olduklarını ya da tehlikeli olabileceklerini bildiren birtakım yapılar taşırlar ve alışılagelmişin dışındaki davranışlarla bu yapılarını gösterirler.

Organ Atma:

Bazı hayvanların düşmanlarını aldatmak için daha önceden saptanmış yerlerinden bazı vücut parçaları kendiliğinden kopar (sürüngenlerin kuyruğu, bazı yengeçlerin bacakları vs. gibi)

Renkle Ortama Uyum (= Homokromi):

Uyumun en genel şeklidir. Birçok canlı, pasif olarak ortamın renklerini, hatta desenlerini taklit eder. Bu uyum yapılırken, önuyum, başlangıçta etkin olur. Örneğin sadece yeşil pigment taşıyan çekirgeler, her zaman yeşil kalan ağaçlara ve otlara; değişik renkli pigmentleri taşıyanlar da steplere uyum yapmıştır. Bu uyumu gösteremeyenler, düşmanları tarafından ayıklandığı için, mutlak bir uyum varmış gibi görülür. Hemen tüm hayvan gruplarında belirli ölçülerde renkle ortama uyum vardır: Hatta bu uyumu sağlayabilmek için vücudun farklı renklenmesi de söz konusu olabilir. Örneğin üstten bakıldığında, zeminden farklı olarak görünmemeleri için, balıkların sırt kısmı koyu; alttan, bakıldığında açık renkli görünmeleri için, balıkların ve diğer su hayvanlarının karın kısmı açık renklidir. Bu en tipik uyumlardan biridir.

Keza bu uyumu aktif olarak yapabilen canlılar da olmuştur. Örneğin bukalemunlar, mürekkepbalıkları ve dilbalıkları bu aktif uyumu hem renk de desen olarak en iyi yapabilen canlılardır.

Renk uyumu pasif alanlarda, renkler ve buna bağlı olarak desenler, erginliğe ulaşıldıktan sonra genellikle değiştirilemez. Bazılarında, daha önceki evre (erginliğe ulaşılmadan) bulundukları ortamlara renk bakımından uyum yapabilme yeteneği vardır. Bazılarında ise renk uyumu hemen hemen hiçbir evrede yoktur; bu tip canlılar sürekli kendilerine uygun olabilecek ortamları ararlar.

Maskelenme ve Mevsimsel Uyumlar:

Bazı hayvanlar ortamdaki canlı ve cansız artıklarını vücutlarına yapıştırmak, evcik yapmak vs. suretiyle gözden kaçmaya çalışır. Bazılarında, özellikle senede ikiden fazla döl verenlerde mevsime göre renkleri ve vücut yapıları olan (kanatlı ya da kanatsız vs.) kuşakları (döller) meydana getirilir (Mevsimsel ırkıar). Keza yıl boyunca değişiklik gösteren sıcaklığa, neme, fotoperiyoda vs.’ye uyan üreme dönemleri, ya da dinlenme dönemleri (kışlama = hibernasyon ya da yazlama = estivasyon, pup oluşumu, diyapoz) ortaya çıkmıştır.

Canlı Ortama Uyum (= Mimikri)

Ortamda bulunan diğer canlıfarın taklit edilmesidir. Mimikrinin olabilmesi için taklit edilen (modellerin) canlıların ortamdaki sayısı, taklit edenlerden daha çok olmalı, taklit edimlerle taklit edilenler aynı ortamda beraberce yaşamalı ve genellikle, taklit edilenler zehirli ya da lezzetsiz olmalıdır. ,Taklit edenler, avcılar tarafından tercih edilmeyen zehirli ya da lezzetsiz canlıları, şekil ya da desen olarak taklit etmekle, tehlikeden kurtulmuş olurlar. Taklit edenler genellikle varyasyon yetenekleri fazla olan can­Iılardır. Doğal seçilimle, taklit edenlerin zamanla yaygınlaştığına ve böylece mimikrinin ortaya çıktığına ilişkin bazı görüşler vardır. Fakat esas mekanizması tam olarak bilinmemektedir. Erginleştikten sonra taklit söz konusu değildir.

Çubukçekirgelerinin bitki saplarını, peygamberdevelerinin çiçekleri, fazmitlerin yaprakları, bazı böceklerin likenleri, yaprakları, çiçekleri, bazı böceklerin şekil olarak karıncaları (karınca misafirleri), bazı sineklerin arıları, bazı zehirsiz kelebeklerin zehirli kelebekleri, zehirli yılanların zehirsiz yılanları taklit etmesi mimetismusa tipik örneklerdir.

Birçokhayvan grubunun bir zehirli hayvanı model alıp, onu, hepsinin birden benzer şekilde taklit etmesi de mümkündür. Örneğin aynı bölgede yaşayan kınkanatlı, yarımkanatlı ve kelebek takımlarına ait bazı türlerin, yine aynı bölgede yaşayan zehirli bir arıyı (e) desen olaraknasıl taklit ettikleri çok belirgin olarak görülmektedir.

Kaynak:

http://www.sifirforum.com/kitap/kitap.php?k=8&b=464

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s