Dergimizin bir önceki sayımızda sormuştum: kimler kanıtı kanıt sayar. Örneğin bir fareye evrim geçirdiğini kanıtlayabilir misiniz? Hayır. Peki, bir şempanzeye? Hayır! Peki, Homo erectus’a? Hayır! Homo sapiens’e? Günümüz insan evriminin geldiği noktada, hayır. Şu an Homo sapiens bile evrimin kanıtlarını göremeyecek denli bilinç düzeyinden yoksundur. Bu doğaldır. Çünkü bilinçsel evrimin genlere yanıma süreci henüz tamamlanmamıştır.

Kanıt, bilinç ile algılanabilen bir olgudur. Siz bir şempanzeye bir futbol topunun yuvarlak olduğunu kanıtlayamazsınız. Çünkü yuvarlağın ne olduğunu bilincinde oluşturacak kültürel altyapı yoktur. İnsanlarda da birçok olguyu kanıtlamada güçlük çekmekteyiz. Varyasyondan (çeşitlilik) dolayı algılama düzeyinde bir çeşitlilik olabilir. Evrimsel sürecin bir sonucu olarak evrimi algılayan bilinç sayısı bu varyasyonda çok ama çok azdır. Bu durum evrim sürecinde değişecek ve bilinçli insanın varyasyon içerisinde değeri de artacaktır. Çünkü doğal yaşam, insan beynini bilince doğru itmiştir ve hala itmektedir.

Yeryuvarlağımızın yuvarlak olduğu anlaşılınca kimse buna inanmak istemedi. Bilim insanları bunun kanıtlarını sundu ama kimse bu kanıtları kanıt olarak saymadı. Çünkü adamın biri çıkıp: “manyak mısınız görmüyor musunuz dünya düz. Bir kediye bile sorsanız dünya düz der. Yuvarlak olsa biz bilmez miyiz?” Siz ne denli kanıt sunarsanız sunun, kişi, düşlerini düz dünya üzerine kurmuş ise, bu kanıtları onaylamayacaktır. Çünkü kanıt, düşü ve birlikteliğinde kişiyi yok etmektedir. Düşlerin üzerine kurulmuş yaşamlar aynı sürede değişmeyen yaşamlardır. Düş yalanlar üzerine kuruludur; oysa düşünce doğrunun/değişimin üzerine kurulur. Kanıt, düşü yok eder; düşünce ise bunu sevinçle karşılar. Evrim düşüncesi de yalanlar üzerine düş kurmuş kişileri yok etmektedir. Düş yoksa kişi de yoktur.

Düş kuranlar kanıtlarını kendi düşlerinde üretirler. Örneğin şöyle derler: “görmüyor musunuz şu ay’ı, güneşi, yıldızları. Daha nasıl tanrı yoktur dersiniz?” Düşlerle yaşayanlar tanrının varlığını kendilerince görkemli sandığı olgulara bağlayarak açıklamaya çalışır. Oysa bilimde böyle bir kanıt, kanıttan çok safsata olarak nitelenir. Bilim, olgular arasındaki ilişkilere bakarak kanıtlar üretir. Oysa düş kuranların kanıt dediği şeyler doğal olayların sonuçlarıdır ve hiçbir tinsel gücün de varlığının kanıtı sayılamazlar.

Kaynak:

http://www.evrim-gercegi.tr.gg/EVR%26%23304%3BM-DERSLER%26%23304%3B.htm

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s