“Büyük Rift Vadisi yaklaşık 6.000 kilometre uzunluğunda, Suriye’nin kuzeyinden Afrika’nin doğusunda Mozambik’in ortalarına kadar uzanan engin bir cografi ve jeolojik şekil. Vadinin genişliği otuz ilâ 100 kilometre arasında, derinligi ise birkaç yüz metreden binlerce metreye değişiyor. Vadinin adı kâşif John Walter Gregory tarafından konmuş. Aynı zamanda bu çöküntü hattı dünyanın en büyük fay hattı. Doğu Afrika’dan başlayip, Türkiye’nin güneyinde Amik Ovası’nda son buluyor. Bugün Rift Vadisi’nin jeolojik görünümü benzersiz. Vadinin geçmişte de iklim değişikliğinin temel nedeni olması aynı ölçüde şaşırtıcı. Yerkabuğundaki giderek yükselen kabarma öyle bir noktaya ulaşmıs ki, bu yükselti doğuya düşen topraklarda yağmuru engelleyip, böylece suya hasret tropikal ormanları yaşam kaynağından yoksun bırakmis. Böylece Dogu Afrika’nın ormanları küçülerek, savana adı verilen çayırlarla, ağaçlıklardan oluşan bir bitki örtüsüyle yer degistirmis. Geçmiş zamanların bir anısı olarak, Batı Afrika’dakilere benzer ağaçlar, kuşlar, kelebekler ve hayvanlara artık dağınık biçimde Mombasa’nın kuzeyindeki Arabuko Soreke ormanıyla Tana Nehri kıyılarında rastlanabiliyor.
Dağlık yükseltilerin oluşumuyla Doğu Afrika’nın ormanlarının budanması dev boyutta bir ekolojik değişimi baslatmis. Ancak bölgede yerkabuğunun çatlayıp kabarması yer yer daha keskin sonuçlara da yol açmıs. Vadinin herhangi bir noktasında, ama özellikle yüksek bölgelerde, yarıçapı birkaç kilometre olan bir alan içinde sık tropikal orman, yarı çöl, alp çayırlıkları, çalılık ve ağaçlıktan oluşan bir mozaik görülmekte.

Yerkabuğunun kabarması ve çatlamasıyla oluşan bu ekoloji şartları orada yaşayan hayvanlar için az bulunan çeşitlilikte bir çevre yaratmıs. İşte bunun, Doğu Afrika’da insan türünün evrimini hızlandıran önemli bir etken olabilecegi kuvvetle muhtemel.

Bugünün Afrikası’nda Rift Vadisi Kenya’dan kuzeye, Etiyopya’ya doğru uzanırken, muhteşem Turkana Gölü havzasını oluşturuyor. Burayı muhteşem kılan sadece gölün çarpıcı güzelliği ve çevresinin etkileyici çıplaklığı değil, aynı zamanda güney kıyılarındaki tortul katmanlarında gömülü insansı fosil hazinesi. Çalışmalarına 1968 yılında küçük bir araştırmayla başlayan Richard Leakey, insanın Kenya’daki eski atalarıyla ilgili arayışını işte burada sürdürmekte.
Kuzeyden güneye 250 km., doğudan batıya 55 km. uzanan gölün uzun ve sığı kıyıları tropikal güneşin altında yeşil ışıltılarla parlamakta. Güneyde küçük volkanik tepelerden oluşan bir set gölün daha aşağı, kuzey Kenya’nın kurak topraklarına ulaşmasını engellemekte
.
Batı yakasında, bazı tepeleri 1500 metreyi aşan sıradağlarla Rift Vadisi’nin duvarı yükseliyor. Burası uzun boylu, zarif, doğa sever bir kabile olan Turkana halkının ülkesi. Daha ötede Uganda dağları ve ormanları yer aliyor.

Turkana Gölü’ne, kuzey ucundan, çamurlu sularını boşaltan Omo Nehri dökülüyor. Etiyopya’nın kuzeyindeki yüksek düzlüklerin suyunu topladıktan sonra kıvrılıp bükülerek, Kenya sınırına varan koca nehir burada Turkana Gölü’ne ulaşıyor. Turkana Gölü’nün üzerinde uçarsanız, hızlı bir akıntıyla gelen Omo Nehri’nin turuncu sularının ancak birkaç kilometre ilerledikten sonra gölün yeşil sularına karıştığını görürsünüz.

Burada turuncunun yeşile karışması muhteşem bir görüntü oluşturuyor. Yaklaşırken, hızını kesen engeller yüzünden taşıdığı alüvyonu bırakarak dev bir delta oluşturuyor. Bu süreç en az dört milyon yıldır sürmekte ve bugün bulduğumuz fosilleri saklayan da işte bu nehirler ve gölün biriktirdiği tortu tabakalarıdır.
Önemli bir fosil yatağı da Omo Vadisi’nin aşağı kesimi, Kenya siniridir. Burada dört milyon yıl boyunca biriken 1000 metre yüksekliğindeki tortul katmanlar hominidlerin iskeletlerini ve geliştirdikleri taş işçiliğinin nadir örneklerini içinde saklayıp korumuştur. Ama gölün doğu kıyıları daha da zengin bir fosil hazinesine sahiptir.”

Victoria, Tanganyika, Magadi, Nairobi’nin kuzey batisinda yer alan Naivasha, Nakuru Gölleri hep Rift Vadisi sinirlari içerisinde bulunuyor.

Antropolog Donald Johanson ve ekibi tarafindan Etiopya’nin Kenya’ya sinirinda, Büyük Rift Vadisi sinirlari içindeki Omo Vadisi’nde 1974’te bulunan, 3.2 milyon yaşındaki bulundugu sirada Beatles’in “Lucy in the Sky with Diamonds” parçasi çaldigi için iskeletine Lucy adi verilen ilk (hominid) insanimsi Lucy 30 kg ağırlığında, 1.10 metre boyunda. Etiopya Hükümeti tarafindan kendisine tahsis edilen ilk hominid pasaportuyla ve Amerika’nin verdigi vizeyle su siralarda Lucy Amerika’da sergi sergi dolasmakta. En iyi dileklerim seninle Lucy, umarim Yeni Dünya’da gözün gönlün açilir!

Diger bulunan fosillerle birlikte Rift Vadisi, özellikle de Etiopya’nin Omo bölgesi insanligin besigi diye adlandiriliyor. Omo Vadisi Etiopya’nin günümüzdeki tüm etnik gruplarinin geleneklerini oldugu gibi koruyarak yasadigi enteresan, kesinlikle görülmeye deger bir yer.

Bilmem anlatabildim mi Rift Vadisi’nin dünyamiz için önemini?

 

Kaynak:

http://www.binrota.com/PageDetail.aspx?PageID=23512

2 responses »

  1. sedat diyor ki:

    Sayın yönetici
    Websayfanız için teşekkür ediyorum. Ancak küçük bir yanlışlığı belirtmek istedim. Makalenizde Suriye’nin Kuzeyinden başlıyor dediğiniz Rift Vadisi Etiyopya’nın kuzeyinden başlıyor şeklinde olması gerekiyor.

    iyi çalışmalar…

  2. sedat diyor ki:

    Ben Doğu Rift Vadisi olarak değerlendirip önceki mesajda düzeltme istemiştim. Ancak bu benim yanlışım. kusuruma bakmayın :)

    iyi çalışmalar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s