4,5 milyar yıllık dünya tarihinde, göreli olarak geç sahneye çıkan insanlık, başrolü kapmış durumda. Son iki yüz yıldır roller değişmiş gibi gözükse de, iklim belki de insan evrimindeki baş aktördü.

Atalarımıza ait en eski fosil kanıtların büyük bir kısmı Afrika’dan geldiği için, antropologların çoğu insanların Afrika’da evrimleştiği konusunda hemfikir. Afrika’daki fosillerin çoğu ise Kuzeydoğu’da Kenya ve Etiyopya başta olmak üzere, Doğu ve Güney Afrika’da bulunmuştur. Bu bölgede milyonlarca yıldır faal olan volkanizma sayesinde, fosillerin bulunduğu katmanlar, yaşları radyometrik yöntemlerle oldukça doğru olarak ölçülebilen volkanik kayaçlarla adeta bölmelere ayrılmıştır. Böylelikle gün yüzüne çıkarılan fosilleri, ait oldukları katmanlara, dolayısıyla ait oldukları dönemlere göre sıralayarak insan evrimini anlamaya çalışmak mümkün.

İnsan evrimini açıklamak için pek çok hipotez ortaya atılmıştır. Bu hipotezlerden bazıları uzun yıllar boyunca korumaya muhtaç yavruların korunması ve beslenmesi için geliştirilen stratejiler gibi sosyal etmenlere odaklanırken, bazıları da yiyecek toplama, savunma, avlanma amacıyla alet kullanımı gibi yeni teknolojilere odaklanıyor. Son zamanlarda gelişmekte olan iklimsel hipotezler ise, Afrika’nın florası ve atalarımızın da dahil olduğu faunasının iklimsel değişimler tarafından şekillendirilmiş olabileceğini öne sürüyor.

İklim değişiminin insan evrimini şekillendirip şekillendirmediği sorusu Darwin’in Türlerin Kökeni’nden beri sorulan bir soru olsa da ancak son 20-30 yıldır, artan insansı fosili sayısı ve gelişen paleoiklim (geçmiş iklim) çalışmaları sayesinde yanıtlar üretilmeye başlandı. İklimsel insan evrimi hipotezlerine göre, iklimdeki değişimler ekolojik yapıyı değiştirerek seçilim baskıları yaratıyor. Gerçekten de, dünya tarihindeki en büyük çaplı iklim değişikliklerine yüksek hızda yok olma, türleşme ve uyarlanma olaylarının eşlik ettiği görülüyor. Örneğin, 34 milyon yıl önce görece hızlı bir şekilde soğuyan iklim ve Antarktika’ya ulaşan buzullar sonrasında yeni ortamlara uyum sağlayan pek çok taksonun ortaya çıktığı fosil kayıtlarından anlaşılabiliyor. Benzer şekilde atalarımızda görülen yok oluş, türleşme ve davranışsal değişimlerin geçmiş Afrika iklimindeki değişimlerle ilişkili olması mümkün.

İlk insansıların ortaya çıkışları ve yok oluşları, bipedalism (iki ayak üzerinde yürüme), diş yapısının farklılaşması, alet kullanımı, beynin büyümesi ve Afrika dışına göç gibi önemli evrimsel olaylar, ekolojik yapının değişmesi, yani dolaylı olarak iklim değişimiyle ilişkilendiriliyor. Ancak çeşitli nedenlerle, herhangi bir döneme ait bulunan insansı fosillerinin sayısı ve çeşitliliği diğer taksonlara oranla daha az olduğundan, paleontolojistler (fosil bilimciler) atalarımıza aynı ekosistemde eşlik etmiş olan bovidae, yani antilop, ceylan, keçi gibi boynuzlugillerin fosillerinden, iklimin etkilerine dair ipuçları toplamaya çalışıyorlar. Bu geviş getiren memeli toplulukları Afrika fosillerinin üçte birini oluştururken, insansı fosilleri yüzde 1’inden az bir kısmını teşkil ediyor. Son 6 milyon yılın bovidae fosillerine bakıldığında, normal seyrine göre daha hızlı gerçekleşen türleşme ve yok oluş dönemlerinin olduğu görülüyor.

Afrika’nın geçmiş iklim değişikliklerine iki farklı zaman ölçeğinden bakmak mümkün. Jeolojik zaman ölçeğinde, yani milyon yıllar olarak bakıldığında, Afrika’nın son 5 milyon yıldır devam etmekte olan bir kuraklaşma sürecinde olduğu görülüyor. Buna bağlı olarak değişen bitki örtüsü ve diğer kaynakların, ortamdaki canlıların evrimsel değişimlerini etkilemiş olması bekleniyor. Toprakta bulunan karbon miktarları, fosil polen ve bitki çalışmaları ve diğer paleoiklim kayıtları (örneğin, okyanus tabanından elde edilen sahra tozu kayıtları); Afrika’da gittikçe seyrelen ve yapısal olarak da değişen bir bitki örtüsüne işaret ediyor.

Ancak daha yüksek çözünürlükte, yani onbin-yüzbin yıllar arasındaki orbital zaman ölçeğinde bakıldığında, bu genel kuraklaşma sürecinin içinde pek çok, kurak-yağışlı-kurak-yağışlı döngülerin gerçekleştiği görülüyor. Farklı paleoiklim kayıtlarının (örneğin, mevcut göllerin ya da eskiden göl olan bölgelerdeki katmanlardan elde edilen kayıtların) değerlendirmeye alınması ve önceki verilerin yeniden analizleriyle inşa edilen kurak-yağışlı döngüler gittikçe belirginleşiyor. Yeni bulgular Afrika insansılarının, bölgesel muson değişimlerinin kontrolündeki bir iklimde evrimleştiklerini söylüyor. Gözlemlerin, paleoiklim kayıtlarının ve fosil sayısının artırılması ile iklim hipotezlerinin test edilmesi mümkün olabilecek.

 

Kaynaklar

1) W. Ruddiman, Earth’s Climate: Past and Future, 2000.

2) W. Ruddiman, EOS Vol. 89 No.18, Nisan 2008.

3) P. deMenocal, Climate and Human Evolution, Science, Vol. 331 No. 6017, 2011.

4) M. Trauth, et al., Human evolution in a variable environment: the amplifier lakes of Eastern Africa, Quaternary Science Reviews, Vol. 29 2010.

 

Hazırlayan: İstem Fer

Kaynak:

http://www.bilimvegelecek.com.tr/?goster=1359

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s