Evrenin kökenine dair şu an genel olarak bilim dünyasında kabul edilen ve geçerli olan Büyük Patlama veya diğer bilinen adıyla Bing Bang Teorisinin yanı sıra diğer bazı teoriler de ortaya atılmıştır. Bu teoriler; Sabit evren teorisi, Salınımlı evren teorisi, Nebular hipotezi, Fizyon teorisi, Yakalanış Teorisi, Akresyon teorisi, Gezegensel ve Stellar çarpışma teorisi, Gaz bulutu teorisi ile Proporsiyon veya Oran Teorisidir. 

1.Sabit Evren Teorisi:
1948 yılında Fred Hoyle tarafından atılan bir teoriye göre, galaksiler arasındaki boşlukta, yeni madde sessizce ama sürekli olarak yoktan var olur. 1965 yılında daha sonra Hoyle, kendi teorisinin saçma olduğunu kamuya söyleyerek bu teoriyi terk eder.

2. Salınımlı Evren Teorisi
Evrenin oluşumuna dair George Gamow tarafından ortaya atılan başka bir fikirdir. Bu hipotez, evrenin sonunda çökeceğini ve çöktüğü zaman başka bir Big Bang olayının bunu takip edeceğini veya tekrar başlayacağını söyler. Temel fark, ilk Bing Bang meydana gelirken madde bu birinci patlamada oluşmamış veya patlama sonucu hiçbir şey evrendeki maddelere dönüşmezken, daha sonra gelecekte olan patlamadaysa evrendeki tüm madde küçücük bir noktada yoğunlaşacak ve bu durum da yeniden bir patlama ile sonlanacaktır.

3. Nebular Hipotezi (Planetesimal Teorisi de denir)
Bu hipotez, evrendeki gazların girdap gibi kendi çevrelerinde dönerken bu gaz girdaplarının güneş ve gezegenleri meydana getirdiğini söyler. Evrenin oluşumu hakkındaki teorilerden yedi tanesi daha sonra büzüşüp küçülerek güneşe dönen gaz kütlelerinin olmasını gerekli kılar. Ancak zaten bu kavramın altında yatan temeller elde edilen bulgularla çürütülmüştür. Birçokları güneşteki materyallerle gezegenlerin ve onların uydularının oluştuğunu öne sürer. Ancak gezegenlerin her birinin elemental bileşimi güneşten ve birbirlerinden farklıdır. Bu yüzden biri diğerinden gelmiş olamaz. Ayrıca güneşin bu durumda gezegenler ve uyduları savurup yörüngeden çıkaracak kadar son derece hızlı dönmesi gerekirdi, oysaki şu an güneş çok yavaş döner.

4. Fizyon Teorisi (Parçalanma Teorisi)
Fizyon Teorisi, güneşin patlaması ile gezegenlerin ve ayların kendisinden koparak savrulduğunu öne sürer. Ancak böyle bir varsayımda patlama sonucu güneşten kopan gezegen ve uyduların sonsuza kadar savrulmaları ve dışarıya doğru uçmaları gerekirdi. Bu durumda onlar savrulma hızını durdurup güneşin etrafında bir yörünge çizmeye başlayamayacaklardı.

5. Yakalanış Teorisi (Capture Theory)
Gezegenler ve aylar başı boş bir şekilde evrende dolanırken güneşin yörüngesine girip güneş tarafından yakalandıklarını ve daimi bir yörüngeye oturulduklarını söyler. Ancak böyle olmuş olsaydı güneşin etrafından belirli bir yörüngeye girmeyip aksine sahip olduğu ağır kütlesi yüzünden güneşe doğru yol alıp güneş tarafından çekilecek ve sonunda çarparak güneş tarafından absorbe edileceklerdi. Bu durumda ne güneşin etrafında ne de birbirlerinin çevresinde dönebileceklerdi. Bunun yanında şimdiye kadar Güneş sistemine dışarıdan gelerek yerleşen veya giren yeni gezegenler veya bugün bizim gezegenimizin yörüngesine girip konulan yeni uydulara asla tanık olunmamıştır. Bugün güneş sistemimizde gezegenlerin çevresinde en az 150 tane uydunun var olduğu biliniyor.

6. Akresyon Teorisi (Birikimli Büyüme Teorisi)
Bu teori, evrendeki küçük materyal parçalarının yavaş yavaş bir araya geldiğini ve sonunda gezegenimizi oluşturduğunu söyler. Sonra daha fazla parçalar bir araya gelerek bu kez Ay’ı oluşturdu ve oluşan Ay Dünyamız etrafında dönmeye başladı. Bu fikir de gerçeklere oldukça uzaktır. Gezegenler, uydular ve asteroitler dikkatle düzenlenmiş yörüngeler üzerinde hareket ederler. Göktaşları doğrusal devinim içinde hızla yol alırlar. Hiçbir materyal parçası evrende başı boş dolaşmadığı gibi bu parçalar da birbirlerine yavaş yavaş eklenip sonradan takılamazlar.

7. Gezegensel Çarpışma Teorisi 
Bu teoriye göre, dünyamız küçük bir gezegenle çarpışıp Ay’ı oluşturdu. Ama böylesine bir etki gezegenimizi tamamen yok edecekti. Böylesine güçlü bir çarpışma etkisi, çevremizde bir tur atabilen bir Ay’ı nasıl üretebilir ki? Ayrıca bizim uydumuz için geçerli olan şeyin aynısı güneş sistemimizdeki tüm 150 ay için de tekrar edilmesi gerekirdi. Bu teori, güneş sistemimizdeki tüm 150 uydunun bu yolla oluşabilmesi için gerekli olan çarpışma sayısı için, binlerce gezegenin olmasını gerektirecektir. Oysaki güneş sistemimiz sadece 8 gezegene sahip. Diğer yandan neden böyle oluşumlar bugün yaşanmıyor veya başka bir yerden uçup gelen bir gezegen başka bir gezegene çarpmıyor?

8. Stellar Çarpışma Teorisi
Bu teori iki yıldızın birbirleriyle çarpışıp gezegenlerimizi ve uydularını meydana getirdiğini söyler. Ancak böyle olsaydı çarpışan yıldızlar sonradan duraksamaz veya biri ortadan kalkmaz, aksine biri diğer yıldızın çevresinde dönerken diğeri ise onu tekrar çarpışacakları ana kadar uysallıkla beklerdi. onları almak placidly bekliyordu güneşler biri. Bu durumda gezegenler ve uydular ya güneşten çok uzağa fırlatılır ya da güneş tarafından çekilerek güneşin içine çökerlerdi.

9. Gaz Bulutu Teorisi
Bu teori gaz bulutlarının güneşin yerçekimi kuvveti tarafından uzaydan dışarıdan bir yerden çekilmiş olduğunu söyler. Bu gaz kütleleri daha sonra duraksayarak yoğunlaştıkça gezegen ve uyduları oluşturmuş ve bu katılaşan kütleler de daha sonra birbirleri etrafında dönmeye başlamışlar. Ancak gazlar kümeleşip yığınlaşmazlar ve güneşe doğru düzlemsel bir hareket içindeyken daha sonra dairesel bir yörünge çizmezler.

10. Nısbi Parça veya Oran Teorisi
Bu teoriye göre bizim evrenimiz başka bir evrenin kimyasal yapısının sadece küçük bir bölümüdür. Bizim galaksi dediğimiz şeyler dış evrenin protonlarının çevresinde dönen sadece bir elektron olabilir. Bu protonlar çok ağır ve büyük oldukları için ışık bu protonlardan kaçamadığından onları bu yüzden göremiyor veya algılayamıyor olabiliriz. Bu anlamda evrenimizdeki 1 milyar yıl diğer evrende 1 saniyeye denk gelebilir ve bu boyutlarda evrenimiz diğer bir evrenin sadece atom altı yani subatomik bir bölümü olup içinde bulunduğumuz evren bir protonun bir defada orbitine yeni bir elektron almış olması olayı olabilir. Bu anlamda algıladığımız evren, bir galaksinin göremediğimiz karanlık bir maddenin merkezinin etrafında dönmesi gibi, diğer evrenin çevresinde dolaln bir elektron olup bu atomik yörüngeyi tamamladığı bir süreye ve bu orana denk gelebilir. Yani dışarıdan bakıldığında 13 milyar yıl yaşındaki evrenimiz sadece 1 saniye daha eski olarak görülüyor olabilir… 

3 responses »

  1. Mert diyor ki:

    Peki sizin bu konuda düşünceniz nedir?Ben şu an teist değilim.Kendimi ne ateist ne agnostik ne de deist olarak görüyorum.Evrendeki oranlar dengeli değil mi sizce de?

  2. Ömer şendul diyor ki:

    Bütün oranlar dengelidir.En çok hoşuma giden teori oran teorisi.Benim teorim,bütün evrenler balon gibi şişiyor ve bir süre sonra patlayacaklar ve yeni evrenler oluşacak

    • aden diyor ki:

      evrenler şişiyor dediğine göre birden fazla evren olduğunu düşünüyorsun. diyelimki 2 tane evren var. ozaman 2 evren arasında boşluk vardır. eğer boşluk yoksa onlar tek bir evrendir yani evrenler diye bişi yoktur. dediğine göre boşlukta ne var ozaman ? teorini birazdaha geliştirip açıklarsan insanların ilgisini çekebilir ve bir çok astro fizikçi bunu görür ve senle birlikte çalışırlar. bu sayede geçerli bir teori bulup dünyanın işleyişini değiştirebilirsin. ve bu arada bildiğiniz gibi 4. boyut zaman olarak adlandırılır. biz 4. boyutun içindeyiz yani evren in içinde zaman var işte buyüzden hareket edebiliyoruz ve donup kalmıyoruz. evren sonsuz diyenlere katılmıyorum çünkü herşeyin bi sonu vardır ve her son bir başlangıcın temelini oluşturur.eğer şuanda içinde olduğumuz evren diye adlandırdığımız bölgenin dışında ne var ? eğer orada zaman yoksa evren nası hareket edebiliyor ? bir teori var ki evrenin balon gibi şiştiğini ve söneceğini söyler. eğer bu doğruysa zaman zamansızlığın içinde nasıl genişler ? zamanın genişleyebilmesi için dışındada zaman olması lazımki hareket edebilsin. Her teoriye bir cevap bulursak bütün teorileri çürütmüş oluruz (eğer cevabımız fiziğe uyuyorsa). Eğer teoriyi çürütmeye çalışıyorsak bu teoriyi üreten birinin çürütmek için sölediğimiz sözleri çürütmesi lazım ve bu kısır döngüye ilerler. 2 tarafında bilgileri tıkandıkça yeni bilgiler bulup yeni teori oluşturur ve bu böyle gider. taaki biz evrenin sırlarını çözene kadar. Fakat şuanki Türkiyenin durumuna bakarsak bu pekte mümkün gibi deil. bunu yaparsa diğer ülkeler ( Japonya , ABD , Çin vs. ) yapar. ozaman bizim yapmamız gereken şey bildiklerini sanan ama tek bildikleri yanlış olanların akıllarını yeni bilgiler sokup doğruyu onlara öğretmek. Her an ölebiliriz yada yaşamaya devam edebiliriz. Belki hep yaşadıklarımızı yaşıyoruz. Ben belki bu yazıyı 5. kere yazıyorum yani belki paralel evren diye bişey var ve aynı şeyleri yapıp duruyoruz. Bizim, hepimizin bunları araştırması gerekirken yaptığımız şeylere bakın… yok dünyayı ele geçirmekmiş yok toprak kazanmakmış. çözmemiz gereken bukadar şey varken biz bunlarla uğraşıyoruz. Ne işimiz var bizim burada ?

      Eğer 1-2 dk nizi ayırdıysanız bu yazıyı okumak için sizlere teşekkürler ederim…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s