Olağanüstü keşifler toplum yaşamında olağanüstü gelişmelere neden olur. James D.Watson ve Francis H.Crick’in DNA’yı keşfetmesi böyle bir olaydır. Keşif genetiği, yani kalıtım bilgisini, organik kimyaya ve nono-teknolojiye dönüştürü vermiştir. Crick bu keşiften sonra ‘canlılığın sırrını keşfettik’ diyerek havalara girmiştir. Aradan 50 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra, ilk yapay canlı yapmayı başaran Dr.Craig Venter Hürriyetin manşetine ‘Tanrıyı oynayan adam’ olarak taşınmıştır. Bu yazıda Dr.Venter’in nasıl bir canlı yarattığı, bu garip yaratıktan beklentilerin neler olduğu ve tüm dünyayı nasıl şaşırtacağı, her kesin anlayabileceği bir dil ile aktarılacaktır.

Yeni gelişen bilimsel anlayış genetik kodlamanın ötesine geçerek,kodu yazmayı planlamaktadır.3.6 milyar sene önce ilk olarak çok küçük canlı bir hücre toprak arasında belirmiştir.Hücre kendi benzerlerini üretmiş yeni nesil hücreler de benzerlerini üreterek milyarlarca yıl sürecek genetik bir oyunun sahneden hiç inmeyen aktörleri olmuşlardır.Yaşayan her canlı,insan dahil,kendi neslinin genetik geçmişini ilk hücrenin yaradılışına kadar geriye dönerek tespit edebilir.Bilim genetik kökleri araştırma laboratuarlarında atılmış yeni tür canlı yaratma iddiasındadır.

Son birkaç yıldır nişastadan özgün canlı hücrelerin elde edilmeye çalışılmaktadır.Sentetik DNA molekülleri elde etmişlerdir.DNA’ları genlere,genleri genom içine yerleştirerek laboratuar ortamında tümüyle özgün moleküler bir mekanizma yapmayı tasarlamaktadırlar.Böylece doğum yeri laboratuar olan,doğada benzeri olmayan  bir canlı organizma türü elde edilmek istenmektedir.Canlı organizmalar yaratma bağlamında doğa’nın  hakimiyetine ortak olmayan isteyen bir gurup bilim insanı,mühendisler,bilgisayar uzmanları, fizikçiler, kimyacılar, biyologlar yaşama gelenekçi çevrelerden başka gözlükler ile bakmaktadırlar.Çabalarını bir benzetme ile herkesin anlayış sınırları içine çekmeyi düşünmektedirler.Bu gurup insanın yaptığı İntel’in bilgisayar teknolojisine yaptığı donanımlara benzer.Nasıl elektronik donanımlar bir araya getirilerek ekranlarda  her şey açıklığa kavuşuyorsa, canlının biyolojik bileşenlerini yapıp bir araya getirerek her türlü fizyolojik aktiviteyi gösterebilecek hücreyi de yapmak mümkün olacaktır.Yapay canlı üretmenin mantığı budur.

Hücre  bir bilgisayara biyolojik bileşenler ise donanımlara benzer.İstenilen fizyolojik  aktiviteler ise yazılımlardır.Örneğin Bill Gates,Genome  projesinin yaratıcısı Jay Keasling’e 42 milyon dolar  destek vermiş oda  sıtmayı yok edecek  moleküler bir ajan üretmiştir.İnsan genetik şifresini çözümleyen ünlü biyoteknoloji uzmanı Dr.Craig Venter,istenilen biyolojik özellikler taşıyan sentetik gen üretmeyi tasarlamaktadır.(Hürriyetin haberinde adı geçen bilim adamı)Örneğin güneş ışınlarını biyoyakıta  çeviren organizmalar için sentetik gen üretmeyi hedeflemiştir.Bu yöntem ile elde edilen yakıt çevreye toksit atık bırakmadan ve sera gazı yayınlamadan ulaşım teknolojisinde kullanılabilecektir.Böylece petro-kimya sanayi yerini temiz enerji üretimine bırakacaktır.Bu uğraşa sentetik biyoloji denir.

Laboratuarda canlı yaratma fikri tutucu çevrelerden çok şiddetli eleştiriler almıştır.Kimi bilim insanları bunun mümkün olabileceğine kesinlikle inanmamaktadırlar.Din adamları  böyle bir olasılık karşısında dehşete düşmüşlerdir.Canlılığın orasıyla burasıyla oynayarak suni canlı yaratmanın tehlikeli bir gidiş olduğunu telkin ederek bu cins araştırmalara sınırlandırılmasını talep etmişlerdir.Bu eleştirilere karşı bu konuda çalışanlar yaptıklarının canlı yaratmak değil moleküler fabrikalar kurmak olduğunu ileri sürmüşlerdir.Kavram olarak  sentetik biyoloji,fabrika mantığına sahiptir.Nasıl canlı hücreler kendilerini ard arda tekrarlayarak organları  oluştururlarsa,sentetik biyolojide proğramladığı sentetik hücreyi ard arda tekrarlatarak  mikroorganizma üretmeyi tasarlamaktadır.

Esasında hücre içindeki nelerin olup bitiği DNA molekülünün keşfinden sonra az çok bilinmektedir.Hücre bir bilgisayar genler ise programlara benzetilmektedir.Nasıl bilgisayarına Microsoft-word programını yükleyip bilgisayarını metin yazabilen bir makine haline getirebilirsen;hücrenin genetik yapısını kontrol ederek,aynen bilgisayara yüklediğin programla yaptığın gibi,istediğin işlevleri hücreye yaptırabilirsin.Bunu başarmak burada yazıldığı gibi öğle kolay bir iş değildir.Sentetik biyolojistlerin işi,bu amaca yönelik hücresel donanın ve yazılımları yapmaktır.Donanım genleri oluşturan DNA’lara  istenilen fonksiyonları yükleme ve bu fonksiyonları içeren genlerden oluşan hücrenin kendi kendisini çok sayıda tekrarlayarak istenilen özellikte mikroorganizma yaratmaktır.Genetik kod 3,6 milyar yaşındadır.Sentetik biyolojistlerin yapmak istedikleri bu kodları yeniden yazmaktır.Doğum tarihi 2007 doğum yeri bir laboratuar olan genleri üretebilmektir.

Sentetik biyolojistler genetik kodlarına göre evrimselleşen organizmaları canlılık 0,1 olarak tanımlarlar.Doğal genetik şifrelerin artan hızlarda çözümlenmesi,yeni özgün kod yazmanın akla yakın olduğunu göstermektedir.Bu kodlamaya göre oluşturulan organizmalar ise canlılık 0,2 olarak tanımlanır.Buna yapay canlılık denir.Ancak bu şu anda  canlılık hakkında her şeyin bilindiği anlamına gelmez.Bir genin kimyasal yapısını bilmek başka,bu yapının hangi fonksiyonlara karşı geldiğini bilmek başka bir problemdir.Ancak sentetik biyo mühendisler bilebildikleri kodlamalardan başlayarak şimdiye değin alışılmamış ve görülmemiş özelliklerde  mikro-organizma boyutunda canlılık yaratmayı tasarlamaktadırlar.Yaratılan organizmalara,başka yollardan elde edilemeyen özellikler kazandırmayı hedeflemektedirler.Bu yaklaşımda hücreye programlanabilir bir sitem olarak bakılmaktadır.Kısa bir zaman sonra,bilgisayar programları yazar gibi,laboratuarlarda hücre programları yazılacaktır.Geçmişte genetik mühendisliğinin canlılığa müdahalesi belli sınırlar içinde  kalmıştır.

Sentetik biyo-mühendisler ise,genetik geçmişi ana hücre içinde saklı olmayan yeni bir canlı türü yaratmayı planlamaktadırlar.Yeni yaratılan soy’un biyolojik bir geçmişi olmayacaktır.

Sentetik biyolojistler tek tek özgün yapı birimleri elde etmelerine rağmen,kendisi tekrarlayarak çoğalan kimyasal dinamikleri henüz başaramamışlardır.Diğer bir değişle canlılığı kimyasal sentezleme aşamasına gelememişlerdir.Laboratuarda üretilen sentetik hücre parçaları(yedek oto parçaları gibi) doğal hücrenin bir parçası haline getirilmeye çalışılmaktadır.Bütün bu araştırmalar,yakın bir gelecekte herkesi şaşırtacak uygulama alanları ile sonuçlanacaktır.Uluslar arası kongrelerde  programlanabilen sentetik biyolojik hücre parçalarının tartışmaları yapılmaktadır. Hücre moleküler boyutta ard arda çok sayıda üretim bandı içeren bir fabrikaya benzer.Doğal olarak bu bant üzerinde canlılığı sağlayan kimyasal işlemler gerçekleşmektedir.Bantlarda örneğin doğal olarak canlığı kontrol eden tüm enzimler üretilmektedir.Sentetik biyolojistlerin yapmak istediği,üretim bandına istenilen özellikte mikro-organizma üreten,doğal olarak bulunmayan yeni bantlar kurmaktır.İşin en basit yanı bant üretim için gerekli enerjiyi şekerden elde etmektedir.Yani hücre denen fabrikanın elektriği sadece basit şekerdir.

Bu düzenlemeler,yani hücre içine özgün yeni üretim bantları yerleştirerek biyolojik robotlar yapma başarıldığında,işin zor tarafı bitmiş demektir.Kimyasal farmakolojinin ürettiği akla gelen her tedavi ajanı veya  üretemediği veya tedavide olumlu sonuçlara ulaşamadığı çok sayıda ilaç,biyolojik robotlar tarafından üretilecektir.Bir ilacın tasarlanması geliştirilmesi ve uygulama konulması hem çok zaman alır hem de maliyeti çok yüksek olur.Biyolojik robotlar bütün bu engelleri ortadan kaldıracaktır.Biyo-robotlar aynı veya daha üstün tedavi özelliği olan uygulamaları hem daha ucuza mal edecek hem de daha kısa zamanda piyasa sürebilecektir.10-15 sene sonra çok büyük bir olasılıkla kimyasal farmakoloji yerini biyo-robotlara bırakacaktır.

Biyo-robotlar sadece farmakolojide değil hemen hemen üretim yapılan her alanda kendilerini göstereceklerdir.Örneğin bir çok kimyasalın,polimerlerin,plastiğin doğal yün ve ipeğin ve buna benzer aklınıza gelebilecek her türlü üretim faaliyetlerinde baş aktör olacaklardır.Avantajları ise,üretim maliyetlerinin konvansiyonel üretim faaliyetlerine göre çok düşük olmasıdır.Biyo-robotlar,şarbon gibi toksik maddeleri belirleyecek özellikte programlanabilir.Benzer diğer bir biyo-robot canlıya zararlı düzeyde radyo aktif madde içeren noktalara hassas olabilmesidir.Biyolojik ve nükleer terör eylemlerinde etkin bir şekilde kullanılma şansları vardır.

Sentetik-biyoloji projeleri bu alanın gerek sosyal gerek ekonomik gücünü ortaya koymaktadır.Berkeley biyo-kimyacılarından Keasling,Bill ve Melinda Gates’i ikna ederek, kininin etkisiz kaldığı sıtma salgınlarını önleyebilecek bir biyo-ajan geliştirmek için 42 milyon dolarlık bir destek sağlamıştır.Keasling işe basit bir hamur mayası hücresi ile başlamış hücreye,belli genler katıp şeker ile besleyerek metabolizmayı çalışır hale getirmiştir.Buradan canlılık için gerekli biyo-kimyasallar üretilir.İşlevsel haldeki hücreye laboratuarlarda özel olarak programlanmış 12 yeni gen ilave edilmiştir.Genetik program metabolizma mahsullerinden yeni kimyasal sentezlemeler ile kinine karşı dayanıklı sıtma parazitlerini yok edebilecek etkin bir biyo-ajan olan artisimin üretmişlerdir.2009 senesinde ticari hale dönüşmesi beklenen artesimin sıtmalı hastanın kanındaki tüm parazitleri yok ederek hastayı sağlığına kavuşturur.Keasling maya,şeker ve gen manipilasyonları ile geleceğin kimya fabrikalarını kurma iddiasındadır.

Diğer bir gurup araştırmacı ise benzer yöntemleri kullanarak kanserli hücreleri yok edecek bir biyo-robot üretmeyi tasarlamaktadırlar.Oksijen gereksinimindeki düşüş o bölgedeki tümörik eğilimlerin işaretidir.Damarlarda dolaşacak olan robot vücudun neresinde olursa olsun oksijen eksikliğine karşı hassasiyete programlanmıştır.Programın ikinci aşaması  robotun kanserli bölgeye yönlendirilmesi ve salgıladığı toksin ile kanserli hücreleri yok etmesidir.Son aşama Robotun bölgede kalarak tümörik eğilimlerin tekrarı halinde aynı işlemi tekrarlamasıdır.Bütün bunlar hastanın haberi dahi olmadan gerçekleştirilebilir.Kanda sürekli dolaşarak şeker ve kolesterol oranını kontrol eden biyo-robotlar üretilmesine de çalışılmaktadır.

Problemlerin sentetik-biyoloji yöntemi ile çözümünün dayandığı temel ilke,mevcut organizmanın genetik yapısına dışardan müdahaleye dayanır.Önemli sayıda bilim insanı,henüz hücrenin biyo-kimyasal bir düzenek olduğunun kesin olarak kanıtlanmamasına rağmen,sentetik-biyolojinin başarılı olacağına inanmaktadır.Hücrenin genetik olarak programlanabilen bir sistem olması bu alandaki gelişmelere ivme katmaktadır.Bu alanda çalışanlar canlılığın bir sihirbazlık olmadığı, anlaşılabilir yanlarının bulunduğunu ileri sürerler.Karşı çıkanlar ise genelde sübjektif dini tezler ileri sürerek etik açıdan canlığın gizemlerinin araştırılmasını kritik ederler.Tartışma bu düzlemde sürüp gitmektedir.Basit bir nişasta hücresinden başlayarak,kendi başına sürekli işlevsel olan ve kendi kendini çok sayıda tekrar tekrar üretebilen bir organik yapı oluşturulursa tartışmalar başka bir boyuta taşınır.Bunun anlamı  laboratuar ortamında canlı bir organizma yaratmaktır.Bilim insanları yarattığı bu organizmayı yeni canlı türü 0,2 ile tanımlamaktadırlar.Canlı türü 0,1 doğanın kendisinin yaratığı canlı türüdür.

Kitaplı dinlerin üçü de (Yahudilik,hıristiyanlık ve islamiyet) sadece tanrının canlı yaratmaya muktedir olduğunu söyler.Bu dinlere göre Tanrı kadiri-mutlak (omnipotent) alimi-mutlak(omniscient) ve adili-mutlaktır.Bunların aksi düşünülemez.Papa XVI Benedict  bilim insanlarını’tanrının dikte ettiği yaşam dilini değiştirmeye’çalışmakla suçlamıştır.’Tanrı olamadan kendini tanrı yerine koyma çılgınca bir ukalalıktan başka bir şey değildir’ diyerek Stephan Hawkigs de dahil bir gurup bilim insanını suçlamıştır.17’inci yüzyılda Galileo’nun başına gelen 21’inci yüzyılda sentetik biyolojistlerin başına gelmektedir.Bütün bu eleştirilere rağmen,sentetik canlı yaratmak doğanın canlı yaratma mekanizmasını kopya etmekten başka bir şey değildir.Tanrı veya doğa canlıyı en mükemmel şekli ile yaratmıştır.Darwin ,tanrının veya doğanın,çok sayıda canlıyı her şeyi yerli yerinde yarattığını söyler.Hayvanlar görür duyar,koşar,yüzer,ses çıkarır,uçar bitkiler güneş ışığından soğurduğu enerjiyi çevresine besin ve yakıt olarak geri verir.Her şeyin bir işlevi ve  her işlevin bir mantığı vardır.Sentetik biyolojistler başka bir patikada yürümektedirler.Onların mantığı işlevsel gereksinimlerden kaynaklanmaktadır.Kim kanserin sentetik bir canlı tarafından,hangi şekilde olursa olsun, tedavi edilmesine karşı gelebilir.DNA’yı keşfeden ünlü bilim insanı James Watson ‘Tanrıyı biz anlamazsak kim anlayabilir? Sorusu ile kiliseye yanıt vermiştir.

Prof Dr.Cengiz Yalçın

Hürriyet

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s