İnsan ile yüksek hayvanlar ve bilhassa insansı maymunlar arasında genel yapı bakımından olduğu kadar kimyasal bileşim bakımından da  ileri derecede bir benzerlik yani bir yakınlık vardır. Bütün bu biyokimyasal delillere ve onları destekleyen başka delillere rağmen hala insanı, insansı maymunlardan ayırarak ayrı bir grup yapmaya çalışanlar da vardır. Şüphesiz bu tip çabalar, insanın lüzumsuz bir gururuna dayandığından boşuna olmakta ve insanı maymunlarla çok yakın akraba olmaktan kurtaramamaktadır.

Paleontoloji, jeolojik devirlerden kalma bitki ve hayvan fosillerine dayanarak eski hayatı inceleyen bilim dalıdır. Fosilleri incelemek suretiyle çok eskiden, binlerce, milyonlarca yıl önce yaşamış olan türlerle şimdikiler mukayese edilmekte, benzerlikler veya ayrılık1ar meydana çıkarılmakta ve ortadan kalkmış olan türler tespit edilmektedir. Evolüsyon, en kuvvet1i delillerini fosillerde bulmaktadır.Genellikle, hayvanlarda iskelet parçaları, kabuklar, disler v.s. gibi sert kısımlar, bitkilerde yaprak, odun, tohum, pollen v.s. gibi kısımlar fosil halinde muhafaza edilmişlerdir, Organizmaların sert kısımlara sahip olmaları ve onların ani olarak, mesela bir gölün dibindeki tortuların içine, bir bataklığa, yahut volkan külleri içine veya asfalt çukurları içine gömülmeleri fosilleşmeyi kolaylaştıran sebeplerdir. Fosil serisinde kesintilere, noksanlıklara ve bazı hallerde tortul kayalarda birbirini takip eden tabakaların yaş sırasını muhafaza etmemesine rağmen kayaların oluşumunun, yaşının ve ihtiva ettiği fosillerin incelenmesi evolüsyonun en inandırıcı, en güveni1ir deilini sağlamaktadır, Tamamen ortadan kalkan gruplar filogenez ağacının erken kurumuş dallarını teşkil ederler ve nesilleri kesilir. Dominant bir grubun geniş sahalara yayılarak adaptif radyasyonla verdiği yeni tiplerin birçoğu, çok özel şartlara o kadar ileri bir şekilde uymuşlardır ki, şartlardaki bir değişme onların ortadan kalkmasına yol açmıştır. Özel adaptasyonu, yeni şartlarda yaşamaya elverişli olanlar ise hayatta kalmışlar ve sonradan meydana gelecek yeni grupların atası olmuşlardır, yani yeni dallar vermişlerdir.

Oligosen’de iklim biraz soğuduğundan daha evvelki sıcak devirlerde kuzey kutup karalarında yaşayan bitki ve hayvanlar daha güneye göç etmişlerdir. Ormanlarda bir azalmaya karşı1ık otlaklar çok genişlemiş ve otla beslenen memeliler çoğalmıştır. Atın bu devirdeki atası Mesohippus’tur. Modern kedi, köpek ve ayıların ataları, küçük filler ve ilkel bir kuyruksuz maymun (insansı maymun) ortaya çıkmıştır. İnsanın atasının bu kuyruksuz maymundan türediği düşünülmektedir.

Pliyosen’de iklim şimdikine çok benziyordu. Ginkgo ve ağaç eğreltiler gibi bazı bitkiler Avrupa’da ortadan kalkmış, fakat Çin ve Kuzey Amerika’da bazı yerlerde yaşamağa devam etmiştir. Deniz hayvanları, dev köpekba1ıklarının ortadan kalkmasıyla bugünkü görünüşü almışlar ;fil1er ve insansı maymunlar çoğalıp gelişmişlerdir. İnsansı maymunların ilk dik yürüyen spesiyesi olan Australopithecus bu devirde ortaya çıkmıştır. Muhtemelen bu, insanın atasıdır.

Pleistosen’in insanları zekalarını kullanarak soğuk bölgelerin zararlı etkilerinden kurtulmak için iklimi daha elverişli olan yerlere yerleşmişler, hayvanları ehliIeştirmişler, faydalı bitkileri yetiştirmeye başlamışlardır. Mesela Neolitik ve bronz devirlerinde insanların Orta Almanya’daki yerleşme bölgeleri, termofil ve kserofit bitki örtüsüne sahip olan bölgelerin, tercih edilmiş olduğunu göstermektedir.

Kuaterner alüvyonları içinde, bu devrin başlarında yaşamış olan ilkel insanların kemikleri bulunmuş­tur: Java’da Pithecantropus, Tanganika’da Africantropus, Pekin’de  Sinantropus, Kuaterner’de daha geç olarak yaşamış insan olan Homo Neanderthalensıs’ın kemikleri de Almanya’da Neanderthal’de bulunmuştur. Bu insan buzul devrinde yaşamıştır. Kuaterner’inüst alüvyon1arı içinde de bugünkü insana daha fazla benzeyen Cro-Magnon (Homo-sapiens fosilus Yun kalıntıları bulunmuştur. Buzul sonrası devirde de bu insan, yerini zamanımızın “insanı olan Homo sapiens’e bırakmıştır. Bu insanlar zekaları sayesinde Paleolitik (yontma tas devri ), Neolitik (cilalı taş devri çağlar boyunca gelişmeye devam etmişler ve birtakım eserler meydana getirmişlerdir. Daha mükemmel bir hale ulaşmış olarak Bronz ve Demir devirlerini de geçmiş ve Tarih devrine girmişlerdir. İnsan, Yeni dünya maymunları, Eski dünya maymunları ve insansı maymunlar (goril, şempanze, orangutan, gibbon) ile birlikte Primat’ların iki alt ordusundan biri olan Antropoidea’ya dahil bulunmaktadır. Mesozoik’de Primat’lar, keseliler ve plasentalılar olmak üzere iki grup halinde idi. Plasentalı memeliler böcek, yiyen (insectivora) küçük hayvanlar idi. Bu ilkel atasal gruptan, plasentalı memelilerin bütün ordularının geliştiğine inanılmaktadır. Eosen’de bu gruptan gelişen agaç faresi tipindeki ufak hayvanlar, ilk Primat’Iar olarak kabul edilmektedir. Bunlardan ayrılan kol primatların evolüsyonuna yol verilmiştir. Şimdi mevcut olan çeşitli deliller bir araya getirildiği zaman insanın evolüsyon hattının, Miyosen’deki insansı maymunlar grubu olan Proconsul’den ayrıldığını kabul etmek makül görünmektedir, İnsan spesiyesi ile insana benzeyen fosil ilkel maymunlar arasındaki bariz benzerlikler bu iki grubun müşterek bir atadan geldiği fikrini kuvvetlendirmektedir. Orta ve Güney Afrika’da bulunan bazı fosiller de bunu desteklemektedir.

Spiritualizm.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s