Evrim Teorisini çürütmeye en çok uğraşanlar kuşkusuz yine Evrim Teorisinin geçerliliğini ispata uğraşanlardır ki Evrim Teorisi bilimsel çerçeve içerisinde ele alınacak olursa, eldeki veriyi ispatlar nitelikte daha çok veri elde edilmelidir. Ve tüm uğraşlar bu bağlamda devam ederken konu ile alakası olmayan bir takım kişiler, bilimin sıradan insanlar için ağır kaçacak olan dilini ve kanunlarını kullanarak, insan kitlelerini kandırmaya uğraşmaktadırlar. Sadece “evrim” kelimesi ve “termodinamik” kelimesi yan yana yazılarak Google’da arama yapılırsa ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır şüphesiz.

Evrim ile Termodinamik Yasalarının ne ilişkisi var diye düşünebilirsiniz, gelin ilk başta Termodinamik Yasalarına bir bakalım. Kısaca özetlenerek sonuca ulaşılacağı için, lütfen, Fizik ve Kimya ana bilim dallarında çalışan dostlarımız “Bu kadar mı yani?” demesinler.

Termodinamik ve Termodinamiğin Yasaları

Yunanca Thermos (ısı) ve Dynamic (devinim) kelimelerinden adını alan Termodinamik ısısal enerjinin devinimi ile ilgilenen bilim dalıdır. Kısaca Termodinamik yasalarını oluşturacak olan değişkenler ise;

  • Mekanik Değişkenler; Basınç (P)ve Hacim (V)
  • İstatistiksel Değişkenler; Sıcaklık (T) ve Entropi (S)

Termodinamiğin çoğu uygulamasında, bir ya da daha çok değişken sabit tutulurken, diğer değişkenlerin bunlara göre nasıl değiştiği incelenir ve bu da sistemin matematiksel olarak (n sabit tutulmayan değişkenlerin sayısı olmak üzere) n boyutlu bir uzay olarak tarif edilebileceği anlamına gelir.

İstatistiksel mekaniği fizik yasalarıyla birleştirerek, bu değişkenleri birbirleri cinsinden ifade edecek “durum denklemleri” yazılabilir. Bunların en basit ve en önemli olanlarından biri ise ideal gaz yasasıdır ki birçoğumuzca bilinen:

P.V = n.R.T

formülasyonuna sahip olup buradaki n madde miktarının “mol” cinsinden gösterimidir.

Ayrıca bu değişkenler aracılığı ile termodinamik potansiyellerde tanımlanır ki bunlarda

  • Sistemin İç Enerjisi (E)
  • Helmhotlz Serbest Enerjisi (A)
  • Gibbs Serbest Enerjisi (G)
  • Entalpi (H)

şeklindedir.

Termodinamiğin Sıfırıncı Yasası

1931 yılında Ralph H. Fowler tarafından tanımlanan bu yasa, temel bir fizik ilkesi olarak karşımıza çıktığından, doğal olarak 1. ve 2. yasalardan önce gelmek zorunluluğu doğmuş ve sıfırıncı yasa adını almıştır.

Termodinamiğin en basit yasasıdır. Eğer iki sistem birbirleriyle etkileşim içerisindeyken aralarında ısı veya madde alışverişi olmuyorsa bu sistemler termodinamik dengededirler. Sıfırıncı yasa şöyle der:

  • Eğer A ve B sistemleri termodinamik dengedeyse, ve B ve C sistemleri de termodinamik denge içerisindeyse, A ve C sistemleri de termodinamik denge içerisindedir.

Sıcaklıkları farklı iki cisim ısıl bağlantı içerisinde ise sıcak olandan soğuk olana bir enerji akışı söz olur ki bu şekilde biri soğurken diğeri ısınır ve sistem dengeye geldiğinde her iki sıcaklıkta eşittir. Sıcaklık elektronların temel enerjilerini yükseltir ve atomlar her zaman düşük enerjili halin arayışı içerisindedirler. Bu sebepten ısı akışı her zaman sıcaktan soğuğa doğru olur.

Termodinamiğin Birinci Yasası

Bu yasa “enerjinin korunumu” olarak da bilinir. Enerji yoktan var edilemez ve var iken yok edilemez. Sadece bir şekilden diğerine dönüşür. Basitçe bir elektrik motoruna elektrik enerjisi girer ve hareket (kinetik) enerjisi çıkar. Daha farklı bir tanım yapılacak olursa, bir sistemin iç enerjisindeki artış: sisteme verilen ısı ile sistemin çevresine uyguladığı iş arasındaki farktır ve

U2 – U1 = Q – W

şeklinde formüle edilirken, U iç enerjinin ilk ve son halini, Q ısıl alışverişi, W iş alışverişini gösterir.

Termodinamiğin İkinci Yasası

Yasa der ki;

  • Bir ısı kaynağından ısı çekip buna eşit miktarda iş yapan ve başka hiçbir sonucu olmayan bir döngü elde etmek imkânsızdır. (Kelvin-Planck)
  • Soğuk bir cisimden sıcak bir cisme ısı akışı dışında bir etkisi olmayan bir işlem elde etmek imkânsızdır. (Clausius)

Ayrıca bu yasa, enerjinin herhangi bir dönüşüm sürecinde, örneğin buhar makinesinde, “entropi” nin daima artacağını belirtir.

Entropi genel olarak bozulmaya, örgütsüzlüğe, düzensizliğe doğru olan genel bir eğilim olarak anlaşılmıştır. Termodinamiğin ikinci yasasına göre, özgür atomlar kapalı bir hacim içinde aynı yöne doğru aynı hızla gönderilerek kendi haline terk edildiğinde birbirleriyle ve hacmin duvarlarıyla çarpışarak eş dağılım (homogeneous) ve hız açısından da yön bağımsız (isotropic) bir duruma ulaşacaktır. Sisteme dışardan enerji verilmediği sürece düzenin düzensizliğe, düzensizliğin de kaosa dönüşeceğini anlatır. Kırık bir bardağın durup dururken veya onu kırarken harcanan enerjiden daha azı kullanılarak eski haline döndürülemeyeceği örneği verilir klasik olarak. Yine aynı şekilde devrilen bir kitabı düzeltmek için devirirken harcanan enerjiden fazlasını kullanmak gerekir, potansiyel enerjinin bir kısmı ısıya dönüşmüştür ve geri getirilemez. Aynı zamanda evrendeki düzensizlik eğilimini de anlatır. Düzensizlik eğilimini anlatırken de Yunanca “entropi” kelimesini kullanır.

  • Kapalı bir sistemde entropi her zaman artar. Kapalı sistem kısmı çok önemlidir. Sisteme enerji vermek suretiyle entropisi azaltılabilir. Dünya kapalı bir sistem değildir. Güneşten sürekli olarak enerji akmaktadır ve Dünya’ya düzeni bu sağlar.

Termodinamiğin Üçüncü Yasası

Bu yasa neden bir maddeyi mutlak sıfıra kadar soğutmanın imkânsız olduğunu belirtir:

  • Sıcaklık mutlak sıfıra yaklaştıkça bütün hareketler sıfıra yaklaşır.

Sıcaklık mutlak sıfıra yaklaştıkça, bir sistemin entropisi bir sabite yaklaşır. Bu sayının sıfır değil de “bir sabit” olmasının sebebi, bütün hareketler durmasına ve buna bağlı olan belirsizliklerin yok olmasına rağmen kristal olmayan maddelerin moleküler dizilimlerinin farklı olmasından kaynaklanan bir belirsizliğin hala mevcut olmasıdır. Ayrıca üçüncü yasa sayesinde maddelerin mutlak sıfırdaki entropileri referans alınmak üzere kimyasal tepkimelerin incelenmesinde çok yararlı olan mutlak entropi tanımlanabilir.

Termodinamiğin İkinci Yasası ile Evrimsel Sürecin Çeliştiği Yalanı

İlginç bir şekilde halkın Termodinamik ve Yasaları hakkında herhangi bir fikri olmadığını düşünen bir grup kitlenin yaydığı asılsız bir şehir efsanesidir.

Denir ki;

Alıntı:
Madde kendi başına bırakıldığında entropisini arttırma eğiliminde ise komplike molekülleri oluşturamaz ve Evrimsel Süreç Termodinamiğin İkinci Yasası ile çeliştiğinden Evrim bir aldatmacadır.

Lakin bunu düşünen şahıs entropinin artmasının (düzensizliğin artmasının) kapalı sistemler için geçerli bir kavram olduğunun farkında değimlidir. Oysaki ikinci yasa açıkça “dışarıdan enerji verilmez ise sistem entropisinin artacağını” belirtmez mi? Gözlerini ve zihinlerini bilinen Dünyanın gerçeklerine kapatmış bu insanlar acaba Dünya’nın da kapalı bir sistem olduğunu mu düşünmekteler? Her gün güne merhaba dediğimiz Güneş, Dünya’mız için bir enerji kaynağını, direk olarak bu enerjiye maruz kalan Dünya’mız ise açık bir sistemi teşkil etmez mi? Tekrar hatırlatalım:

  • Kapalı bir sistemde entropi her zaman artar. Kapalı sistem kısmı çok önemlidir. Sisteme enerji vermek suretiyle entropisi azaltılabilir. Dünya kapalı bir sistem değildir. Güneşten sürekli olarak enerji akmaktadır ve Dünya’ya düzeni bu sağlar.

Sistem kapalı olduğu müddetçe meyil ettiği entropi artışı basitçe şu örnekle gözler önüne serilebilir. Eğer ki insan metabolizması kapalı bir sistem olsaydı, yani madde ve enerji giriş-çıkışı olmasaydı, kuşkusuz ölürdü. Yediğimiz gıdalardan sistem için gereken şeker temini yapılır ve soluduğumuz hava beraberinde sisteme giren oksijen ile yakılarak enerji vermesinde kullanılmak üzere ATP sentezine geçilir. Eğer bu süreç olmayacak olursa, entropi artışa geçer ve vücut çürümeye başlar. Çünkü çürüme, tahmin edersiniz ki canlı organizmanın sahip olduğu düzeni yitirmesinin ürünüdür.

Zihinlerini dogmalarla sınırlandırıp bir şeylere kapatmış bulunan bazı kişilerde, Termodinamiğin İkinci Yasası gereği mutlak bir zihinsel düzensizlik durumu hakim görülür ki, alenen yalan söylemekten bile çekinmemelerinin tek sebebi budur.

Açık sistemlerde sürekli enerji giriş-çıkışı ile Evrimsel Süreci baltalayamayan bu kişiler, bu kez bakınız hangi yalana sarılır. Üstelik yine bilimin dilinden anlamayan halkın cahilliğinden faydalanmak sureti ile.

Alıntı:
Evrimciler, tüm bu açık gerçekler karşısında, Termodinamiğin İkinci Kanunu’nun yalnızca “kapalı sistemler” için geçerli olduğu, “açık sistemler”in bu kanunun dışında olduğu gibi bir çarpıtmaya başvururlar.
Açık sistem, dışarıdan enerji ve madde giriş-çıkışı olan bir termodinamik sistemdir. Evrimciler de dünyanın bir açık sistem olduğunu, Güneş’ten sürekli bir enerji akışına maruz kaldığını, dolayısıyla Entropi Kanunu’nun dünya için geçersiz olduğunu, düzensiz, basit, cansız yapılardan düzenli, kompleks canlıların oluşabileceğini öne sürmektedirler.
Oysa burada da açık bir çarpıtma vardır. Çünkü bir sisteme dışarıdan enerji girmesi, o sistemi düzenli hale getirmek için yeterli değildir. Bu enerjiyi kullanılabilir hale getirecek özel mekanizmalar gerekir. Örneğin bir arabanın, benzindeki enerjiyi işe dönüştürmesi için motora, transmisyon sistemlerine ve bunları idare eden kontrol mekanizmalarına ihtiyaç vardır. Böyle bir enerji dönüştürücü sistem olmasa, arabanın benzindeki enerjiyi kullanabilmesi mümkün olmayacaktır.

İsmi Spektroskopi olan bir bilim dalı mevcuttur ve “Madde ile Işık Etkileşimini” inceler. Kimyager arkadaşlar bu noktada “Enstrümantal Analiz” derslerini hatırlayıp derin bir “OH” çekebilirler. Modern spektroskopi ile çevresel kirlilik faktörlerini tespit edilebilir, modern ilaç biliminin ürettiği ilaçların kalite kontrolünü gerçekleştirebilir, yapısı bilinmeyen moleküllerin yapısını aydınlatılabilir, mikrodalga fırınınızda yemeğinizi ısıtabilir, MR çekebilir, radar sistemlerinizi kurabilirsiniz. Bütün bunlar maddelerin üzerine gönderilen radyasyonun (ışınım), maddenin kendisi ile girdiği etkileşimin sonucu olarak elde edilir.

Basitçe atomlar; protonlar, nötronlar ve elektronlardan oluşurlar. Madde üzerine gönderilen ışınım ve enerji miktarı madde elektronlarının enerjilerini yükselterek, onları üst enerji düzeylerine terfi ettirir. Bu süreç atomdan elektronların kopması ve moleküler bağların dağılmasını bile sağlayabilir. Hatta bazı kimyasal reaksiyonların gerçekleşmeleri, yeni kimyasal bağların oluşması için, ısı ve ışığa ihtiyaç bile vardır. En basit örneği alkil halojenürlerin oluşması için ısı veya ışığa ihtiyaç duyulması gibidir.

Madde dışarıdan ışınım yolu ile soğurduğu enerjiyi kullanarak kendini hızlandırabilir, kimyasal reaksiyonların daha çabuk gerçekleşmesini bu yolla sağlayabilir. Kendini ısıtabilir. Mesela mikrodalga fırınınız, yemeğinizdeki su moleküllerine titreşim enerjilerini arttırmak (hızlandırmak) için bir ışınım gönderir ve titreşim enerjisindeki artış eski hale gelirken su molekülleri, titreşim enerjilerini ısı enerjisi olarak dışarı vermek suretiyle yemeğinizi ısıtabilir.

Yine aynı madde, üzerine gönderilen ışınım enerjisinin bir miktarını belirli bir süre ile dışarıya ışınım olarak yayımlayabilir ve siz elektrik düğmelerini gecede parlar görebilirsiniz.

Elektromanyetik dalgalar da bir ışınım türüdür ve hali ile belli bir enerjileri vardır ki siz bir petrol istasyonu veya rafinerisine girerken görevliler sizi cep telefonunuzu kapatmanız için kesin suretle uyarırlar. Hayret, hani benzindeki enerjiyi aktive etmek için motora ve transmisyona ihtiyaç vardı. Belli ki bir parça elektromanyetik dalga gereken mekanizmanın anahtarı olabiliyormuş. Sadece oluşumunu düzene bağlayıp sonucu lehimize çevirmek için mekanizmaya ihtiyacımız vardır. Yine aynı elektromanyetik dalga değil midir ki insan genomunda bozulmalara sebebiyet verip kanseri bile oluşturan. Ve yine aynı elektromanyetik dalga değimlidir ki kanserli hastalara uygulanarak tedavi amacı güdülen.

Sonuç

Görülüyor ki Evrimsel Süreç ile Termodinamik Yasaları asla çelişmemekte. Oysaki kapalı sistem zihinlerinde var olan entropi (düzensizlik) artışı sayesinde, bir kısım insanlık, kasti suretle verileri yok görerek, halkın cahilliğini kullanarak, madde-ışık (aydınlık) etkileşiminden uzakta kalmalarının sebebi ile olsa gerek, içine düştükleri karanlığa başkalarını da çekme çabasındadırlar.

Madde kendi bünyesinde her türlü mekanizmayı barındırmakla beraber sadece keşfetmemizi beklemektedir. Madde hakkında, doğa hakkında, halen bilinmeyen birçok şey varken, Evrim Teorisinin hepsini derhal açıklaması nasıl beklenebilir? Bir kısım kitlenin yüce müsaadelerine nail olup çalışmalarını sürdürebiliyor mu ki? Unutmamak lazımdır ki “klonlama” çalışmaları, bir kısım kitlenin baskısı ile belirli ülkelerde yasaklandığı için, herhangi bir ülke ve yasalarına ait olmayan açık denizlerde gerçekleştirilmekte veyahut zorlu süreçlerle alınan izinler sonucu yine belirli ülkelerde kasten kısıtlandırılmış bütçelerle gerçekleştirilebilmektedir.

Konu hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler, lütfen en yakın kitap evinden “Termodinamik”, “Fiziko Kimya” ve “Spektroskopiye Giriş” kitaplarınızı alınız. Unutmayınız ki ne okuduğunuz önemli.

Turan Dursun.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s