Son yazımızda sürüngenlerden kuşlara geçişi tüm ayrıntılarıyla incelemiş, Archaeopteryx’in neden bu kadar meşhur olduğuna değinmişti. Bu yazımızda ise, Türkiye’de de son derece meşhur olan Harun Yahya mahlaslı Adnan Oktar’ın ve takipçilerinin sıklıkla aslında bilimsel olarak var olmayan “ara tür” kavramı dahilinde saldırdıkları Archaeopteryx’i ele alacağız.

***

Aşağıdaki kaynakta da görebileceğiniz üzere;

http://tr1.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productId/11384/ARCHAEOPTERYX_IDDIASI

bu bilim düşmanları ve cahillerin iddialarına göre Archaeopteryx sürüngenlerle kuşlar arası bir geçiş teşkil etmiyordu, çünkü;

1) Uçan canlılarda bulunan göğüs kemiği (sternum) bulunmuyordu,

2) Tüylerin yapısı canlının bir geçiş formu gibi değil de bir kuş gibi “mükemmel” uçabildiğini gösteriyordu,

3) Kanatlardaki pençeler ve ağzındaki dişler ara form olmadığını gösteriyordu,

4) Kulak yapısı günümüz modern kuşları ile aynıydı,

5) Kanatları ara form olmasına engeldi,

6) Fosilin yaşadığı dönemle ilgili “zamanlama hatası” vardı.

Bu gibi şahıslar, bu tip iddialarla, bu fosilin sahte olduğunu iddia edecek kadar ileri gitmiş, en “kötü” ihtimalle de Evrim Kuramı’nı çürütebileceklerini düşünmüşlerdir. Üstelik kanıtlarında, kilise ile bağlantıları sıkı sıkıya olduğu bilinen bilim adamlarının hiçbir zaman yayınlanmamış ve yayınlanmaya değer görmemiş makalelerini kanıt olarak sunmuş, hatta bundan utanmayarak tam kaynak vermek yerine “bilmem ne dergisinin bir sayısı” gibi bilimsellikten uzak kalıplarla referans sunmuştur. Bu gibi bilim-dışı kaynak ve şahısları alaya alan ve zaten dayanaksız olan iddialarını ortaya koyan bol bol kitap ve bol bol değerli bilim adamı vardır. Gelin şahsi bilgilerimiz ve bu bilim insanlarının yazıları dahilinde bu iddialara sırasyıla bir göz atalım:

1) Wellnhofer’ın incelediği ve yazdığı gibi (1993), Archaeopteryx‘in bir sternum kemiği bulunuyordu ancak diğer kemikler gibi kemikleştiği gibi, Archaeopteryx ilk bulunduğunda ayırt edilememişti. Yukarıdaki kaynakta verilen sözde yazar, güncel olmayan ve yanlı kaynaklardan yola çıkarak, kendi istediği yönde delilleri saptırmaktadır.

2) İngilizce olarak aşağıdaki kaynakta da bulabileceğiniz gibi;

http://talkorigins.org/faqs/archaeopteryx/info.html#feathers

Speakman & Thomas (1994) modern kuşların asimetrik tüy yapısıyla güya Archaeopteryx‘in tüy yapısını karşılaştırmışlardır. “Asimetri Oranı” denen ve ortalığı karıştıran bir ölçüm metodu vardır. Bu metodu kullanan Speakman & Thomas Archaeoptery‘in bu ölçüme göre 1.25 değerinde bir asimetri oranına sahip olduğunu iddia etmiştir. Bu değeri ise, günümüzde tamamen terk edilmiş bir metot olarak, kuşların “uçabilme kapasitesi” ile doğru orantılamış ve hataya düşmüşlerdir. Sonuçlarında “bu değerin modern ve uçan bir kuşunkine göre (en kötüsü bile 2.2′dir) çok düşük, modern ve uçamayan bir kuşunkiyle ise hemen hemen aynı” olduğunu belirtmişlerdir. İşte Harun Yahya’nın yalanını kurduğu araştırma, budur. Bu sözde yazarın iddiasına göre Archaeopteryx sadece uçamayan, modern bir kuştur ve bir geçiş türü değildir. Ancak sonradan yapılan araştırmalarda, Speakman & Thomas’ın bir Archaeopteryx tüyü ile bile kıyaslama yapmadıkları bulunmuş ve bilim sahnesinden silinmişlerdir. Tabii ki Harun Yahya ve çetesi, bunu görmek istemezler. Fakat araştırmalar bunu açıkça ortaya koymaktadır. İlk olarak Norberg (1995), Speakman & Thomas’ın kanat kıvrımını hesaba katmadan sonuçlar bulduklarını ispatlamıştır ki bir kuşun uçabilmesindeki en önemli etmenlerden biri kanadın kıvrımıdır (curvature). Paul Davis 1996 yılında, Speakman & Thomas’ın kanattaki tüyleri bile yanlış numaralayarak hesaplar yaptıklarını ispat etmiştir. Daha sonradan yapılan araştırmalarda, Speakman & Thomas’ın araştırmasına en ağır darbe inmiştir: Asimetri Oranı’nın bir kuşun “uçuş kapasitesi” ile ilgili olmadığı ispatlanmıştır. Asimetri Oranı, yalnızcauçan kuşlarda manevra kabiliyetini ölçmek ve tırmanış uçuşlarındaki yetkinliği belirlemek için kullanılmaktadır (J.M.V. Rayner). Dolayısıyla varacağımız sonuç, Archaeopteryx modern kuşlardakinden farklı olarak düşük asimetriye sahip olduğu ancak modern kuşlarınkinden farklı olarak bu düşük asimetrinin (ki uçmak için normalde yüksek asimetri gerekir, modern kuş tüyleri hayli asimetriktir)Archaeopteryx‘in uçmasına engel olmadığıdır. Bu da onun bir geçiş türü olduğunu kanıtlar.

3) Bu iddiasında Harun Yahya hedef şaşırtma taktiğini kullanmaktadır. Archaeopteryx‘in pençelerinin olması, bilim adamlarına göre evrimsel bir ara tür olduğunun ispatıdır. Harun Yahya ise,Archaeopteryx‘in pençeleri olmasının sürüngenlerle bir ilgisi olmadığını söylemekte ve kafa karıştırmaktadır. Tezini desteklemek için de bilimsel bir gerçek olan ve halen var olan Touraco corythaixve Opisthocomus hoazin türlerini göstererek, bu uçamayan kuşların da pençeleri bulunduğunu ancak bu iki türün sürüngenlerle hiçbir ilgisi olmaduğını söylemektedir. Zaten bilim adamları da, bu türlerin sürüngenlerle bir ilgisi olduğunu iddia etmemektedir. Bahsedilen türler tamamen farklı türlerdir ve bir türün sürüngenlerle ilgisi olmaması, benzer özelliklere sahip ama alakası bulunmayan bir başka türün de sürüngenlerle ilgisi olmadığını göstermez. Yani Harun Yahya, mantık hatasını kullanarak kafa karıştırmaktadır.

4) Ostrom’un da 1976 yılında yayınlanan ve halen çürütülememiş olan araştırmasının 132. sayfasına baktığımızda görebileceğimiz gibi, Archaeopteryx‘in kulak yapısında bulunan ve tıp biliminde “stout quadrate” olarak tanımlanan ve bunun titreşmesi sonucu “duyma” olayını gerçekleştiren kemik, sürüngenlerdekine göre oldukça büyüktü ancak sürüngenlerinkinde olduğu gibi üst çene bölgesine kaynamıştı. Bu da, Harun Yahya’nın bu iddiasının temelini oluşturan Dr. Duane Gish’in kulak yapısı iddiasının yalan olduğunu ispatlamıştır. Zaten Harun Yahya da denileni anlamamış olacaktır ki, iddiasını kısa kesmiştir.

5) Yazının sözde yazarının sahtekarlıkları, kullandığı kaynaklarını güncellemeyişinden anlaşılabilir. Zira SpringerLink, Web of Science, Google Academics gibi bilimsel kaynak arama motorlarında yaptığımız ufak bir araştırma sonucu, Harun Yahya’nın, bilim adamının adını bile doğru yazamadığı ortaya çıkmıştır. Dr. J. Richard Hinchcliffe, tüylü dinozorlar üzerine araştırma yapan ve Evrim Teorisi’ni kabul eden,ayrıca Archaeopteryx‘in bir geçiş türü olduğunu da kabul eden bir bilim adamıdır. Bunu, şu bağlantıda görebileceğiniz makalesinden;

http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/jmor.10382/abstract

alıntılanan şu cümleden anlıyoruz: “(…) Çin’de yapılan son buluşlar da gözler önüne sermiştir ki, tüylü dinozor evriminin basamaklarından biri olan Archaeopteryx (…)”. Bunun yanısıra aynı profesör, Evrim Teorisi’ni destekleyen “Bacak Evriminin Gelişimsel Tabanı” (Developmental Basis of Limb Evolution) başlıklı makalenin de yazarıdır (http://www.ijdb.ehu.es/web/). Harun Yahya, bir kere daha sahtekar bir şekilde Evrim Teorisi’ne saldırmakta ve onlarca yılını, hatta ömürlerini bu işe adayan bilim insanlarının çalışmalarını bir çırpıda görmezden gelerek, onları Evrim Karşıtı olarak atfetmekte ve bilim-dışı yazılarında kaynak olarak, utanmadan kullanmaktadır. Ne yazık ki insanlarımız, bu işin uzmanlarına güvenmektense, akıl hastası bir eğitimsizin, son derece teknik ve bilimsel bir konudaki yalanlarına güvenmektedir. Bu, biraz da, Türkiye’de bilimin üniversitelerden kahvehanelere kadar düşmesinden kaynaklanmaktadır.

6) Harun Yahya, “zamanlama hatası” olarak Eoalulavis (120 milyon yıl önce yaşamıştır) isimli bir türü göstermekte ve Archaeopteryx‘ten (150 milyon yıl önce yaşamıştır) daha genç olmasına rağmen günümzüdeki modern kuşlara ait kanat yapısına sahip olduğunu iddia etmektedir. Harun Yahya, burada da, kendi şahsi cahilliğinin ağına düşerek bir kelime oyununa başvurmakta ve insanların aklını karıştırmayı hedeflemektedir. Evrim Teorisi’ni çürütmek için ileri sürdüğü Eoalulavis, zatenArchaeopteryx‘ten evrimleşmiş olan bir türdür ve onun devamıdır. Tıpkı Homo neanderthalensis ileHomo erectus‘un aynı zamanlarda yaşaması gibi, bu türler de aynı zamanlarda yaşamış ancak biri diğerinden evrimleşmiş olan bir türdür. Harun Yahya, Evrim Kuramı dahilinde hiçbir bilimsel bilgiye sahip olmadığı gibi kendi hayal dünyasında yalanlarla yaşamakta olduğu için, evrimi bir zincir olarak düşünmesinden ve “ara tür” olarak bir zinciri tamamlayan her türlü canlının var olması gerektiğine inanmasından kaynaklanmaktadır. Halbuki Evrimsel süreç bir “zincir” olarak değil, bir “ağaç” olarak düşünülmelidir. Bu ağaç dahilinde, tek bir popülasyondan iki ya da daha fazla yöne doğru evrimleşen yeni türler bir arada, aynı zamanda yaşayabilirler. Yani Archaeopteryx’‘ten evrimleşen Eoalulavis, atası ile bir arada bir süre yaşamıştır ve bu son derece bilimsel, doğal ve gerçektir. Fakat Harun Yahya, bu türü sanki farklı bir türmüş gibi göstererek, kelime oyunu yapmakta ve yalancılığını bir kere daha ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak; bir önceki yazımızda da aktardığımız gibi sürüngenlerden kuşlara geçiş, onlarca farklı fosille ispatlanmıştır ve eksiksiz bir geçiş ortaya konulmuştur. Tek başına Archaeopteryx bile bu geçişi ispatlayabilecek bir türdür ki tek bulunmuş olan tüylü dinozor değildir. Harun Yahya ve onun gibi evrim karşıtları, her seferinde kendi kazdıkları yalan kuyusuna düşmektedir. Neyse ki Dünya’da halen yüzbinlerce bilim insanı, ömürlerini gerçeklere adayarak bu tip önemsiz şahsılara takılmamakta ve gerçek her nerdeyse bulup çıkarmaktadır.

Evrim Teorisi, Biyoloji ve dolayısıyla bilim üzerinde parlayan bir güneştir ve ışığı da hiçbir zaman sönmeyecektir. Harun Yahya ve benzeri sorunlu bilim düşmanları ve yalancıların hayal dünyaları ise bu gerçekleri ortadan kaldırmaya yetmeyecektir. Burada, şu söz aklımıza gelmektedir: Güneş, balçıkla sıvanmaz.

Umarız faydalı olabilmişizdir.

Saygılarımızla.

Carroll, R. L. (1988) Vertebrate Paleontology and Evolution. New York, W. H. Freeman and Co.

Carroll, R. L. (1997) Patterns and Processes of Vertebrate Evolution. Cambridge: Cambridge University Press.

Norberg, R.A. (1995) Feather asymmetry in Archaeopteryx. Nature 374: 221.

Norell, M. A., and Clarke, J. A. (2001) “Fossil that fills a critical gap in avian evolution.” Nature 409: 181-184.

Ostrom, J.H. (1976) Archaeopteryx and the origin of birds. Biological Journal of the Linnean society, 8(2): 91-182.

Sereno, P. C. (1999) “The Evolution of Dinosaurs.” Science 284: 2137-2147.

Speakman, J.R. & Thomson, S.C. (1994) Flight capabilities of Achaeopteryx. Nature, 370:514.

Wellnhofer, P. (1993) The seventh specimen of Archaeopteryx from the Solnhofen Limestone. Archaeopteryx, 11: 1-47.

http://talkorigins.org/faqs/archaeopteryx/info.html#introduction

http://talkorigins.org/faqs/comdesc/section1.html

ÇMB (Evrim Ağacı)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s