Etiyopya’da 3,4 milyon yıl öncesine ait, ünlü Lucy fosili ile dönemdaş bir ayak fosili keşfedildi. Ancak yeni fosilin hem insan gibi yürümeye hem şempanze gibi tırmanmaya yatkın olduğu ortaya çıktı, bu da “mozaik” ayaklı türlerin zannedildiğinden çok daha uzun süre yaşamış olduklarını gösteriyor.

İnsan ayağı yürümeye ve koşmaya, şempanzelerin ayakları ise tırmanmaya ve cisimleri ayaklarıyla kavramaya daha yatkındır. Şempanzelerin uzun kıvrık ayak parmakları ve diğer parmaklardan ayrık başparmakları kavramayı kolaylaştırır, ama yürümeyi zorlaştırır. İnsanınsa kısa ve düz ayak parmakları, ayak kavisi ve topuğu, düz adımlarla yürümeye ve koşmaya olanak sağlar.

İnsan ve şempanzenin ortak atası yürümekten çok tırmandığı için, insanın atasal ayak biçimi de günümüz şempanzesi gibiydi. Ancak modern insanın ayakları evrim sürecinde bir anda ortaya çıkmadı. Fosil kayıtları, yürümeye uygun yapının kademeli bir biçimde evrildiğine işaret etmekteydi.

Bu hafta Nature dergisinde yayınlanan bir çalışma ise bu geçişin düşünüldüğünden karmaşık olduğu ortaya koydu.

Geçtiğimiz yüzyıl boyunca insansı (hominin) grubuna ait çok sayıda fosil bulundu, bulunmaya da devam ediyor. Bunlar modern insanın ataları ve teyzeleri-amcaları denebilir. Hepsi modern insana şempanzeye kıyasla daha yakın olduklarından, bunlara insansı deniyor. Tüm bu türler insan ve şempanzenin atalarının 6 milyon yıl önceki ayrışmalarından sonra yaşamış türler. Lakin birçok açıdan insandan farklılar.

En eski insansılardan, yaklaşık 4,5 milyon öncesine ait Ardipithecus ramidus‘un ayakları, bazı açılardan modern insana, başka açılardan şempanzeye daha yakındı. Örneğin Ardipithecus‘ların büyük ve ayrık bir başparmakları vardı. Yani kısmen yürümeye kısmen tırmanmaya uygun; bir tür ‘mozaik’ yapı sergiliyorlardı.

Son 4 milyon yıla ait daha yakın zamanlı fosillerin ayakları ise modern insan ayağına daha çok benziyordu. Örneğin 3,2 milyon yaşındaki ünlü Lucy’nin de ait olduğu Australopithecus afarensistürünün yürüyüşünün, modern insana çok yakın olduğu tahmin ediliyor.

Yine de Australopithecus africanus veya Homo habilis gibi fosillerin ayaklarında, tırmanmaya bizimkinden daha elverişli özellikler görülüyordu. Harvard Üniversitesi’nden arkeolog Daniel Lieberman, modern insan tipi, tam kavisli ve düz parmaklı ayağın ancak son 2 milyon yıl içinde,Homo erectus ile beraber evrildiğini belirtiyor.

_59339096_composite.jpgCleveland Üniversitesi’nden Yohannes Haile-Selassie ve arkadaşlarının makalesi ise Etiyopya’da buldukları yeni bir fosille, ayağın evrimine dair bilinen bu tabloya yeni bir ışık tuttu.

Araştırmacılar buldukları fosilin 3,4 milyon yıl öncesine, yani Australopithecus afarensis zamanına ait olduğunu radyometrik yöntemlerle (fosilin bulunduğu katmandaki izotop oranlarını ölçerek) tespit ettiler.

Şaşırtıcı biçimde ayağın yapısıAustralopithecus‘lara değil, bir milyon yıl önce yaşamış olan Ardipithecus‘lara benziyordu. Mesela ayak başparmağı,Ardipithecus ve şempanzelerinki gibi diğer parmaklardan ayrıksı ve cisim kavramaya elverişliydi. Ayakparmaklarının yapısının derinlemesine çözümlemesini yapan araştırmacılar, yeni fosilin ayaklarınınArdipithecus gibi hem iki ayak üzerinde yürümeye hem tırmanmaya elverişli olduğunu buldular.

Ekip buldukları fosilin yeni bir türe mi, yoksa bilinen bir türe mi ait olduğunu daha tespit etmiş değil. Bunun için daha fazla kemik gerekecek. Ancak bu keşif, yürüme-tırmanma karışımı, ‘mozaik’ ayaklara sahip türlerin zannedildiğinden çok daha uzun süre yaşamış olduklarını gösteriyor.

Ayrıca çalışma, yürümeye yatkınlıkları açısından büyük fark gösteren en az iki türün (Australopithecus afarensis ve yeni fosilin ait olduğu tür) doğu Afrika’da aynı dönemde yaşamış olduklarını da göstermiş oldu. Nitekim aynı bölgede Australopithecus afarensis fosilleri de daha önce bulunmuştu.

Bu keşif, son 30-40 yıl içinde giderek daha çok ortaya çıkan bir gerçeğin, insan evriminin ne kadar dallı budaklı olduğunun tekrar altını çiziyor. Günümüzde bir tek insan türü yaşıyorsa da, yakın zamana kadar farklı özelliklere sahip birçok insansı türü Dünya üzerinde aynı anda bulunmaktaydı, hatta zaman zaman çiftleşerek birbirlerine karışmaktaydılar.


İlgili makale:

Haile-Selassie, Y. vd. Nature 483, 565–569 (2012). doi:10.1038/nature10922

soL Bilim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s