Bir şeyin gerçekleşme olasılığı milyarda birse o şey gerçekleşemez mi? Rastlantı nedir? Her şey tesadüf eseri mi olmuştur? Şimdi, 0 ile 1 Milyar arasında rastgele bir sayı tutun aklınızdan. Söz gelimi 567 milyon 432 tuttunuz. Peki, bu sayının gelme ihtimali neydi? Evet, milyarda bir olabilecek bir şeydi… O zaman az önce küçük çapta bir mucize gerçekleştirdiğinizi söyleyebilir miyiz?

Evrim karşıtı çarpıtmalarda sık duyarız bu tesadüfleri. Aslında bunların evrimle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Bu nedenle bu yazı bir evrim savunması değildir.

Kendinize yeni bir ceket almak için şehre indiğinizi düşünün. Herhangi bir sıralama yapmadan, rastgele mağazaları geziyorsunuz. 10. mağazada güzel bir ceket bulup alıyorsunuz. Bu ceket hem bütçenize uyuyor, hem bedeninize uyuyor, hem zevkinize uyuyor, hem sizin yakınınızdaki bir mağazada satılıyor, hem sizden önce kimse almamış, hem de ilk 9 mağazada değil de son gezdiğiniz mağazada denk geliyorsunuz. Bu kadar değişkenin bir araya gelmesi pek olası gözükmüyor. Yani o sırayla o 10 mağazayı gezip o ceketi alma ihtimaliniz evden çıkarken neydi? Yine siz, yine mucize…

Olasılıksızlık üzerine sık verilen bir örnektir, bir maymunun rastgele klavyenin tuşlarına basarak Shakspeare’in bir eserini yazması. Oysa Shakspeare’in kendi eserini yazması daha büyük bir rastlantıdır. Çünkü rastgele tuşlara basılarak bir harf diziliminin tekrar yazılma ihtimali matematiksel olarak hesaplanabilir. Oysa aynı eserin ilk defa yazılma ihtimalihesaplanabilir mi? Shakspeare’in kendi hayatında onu etkileyen tüm faktörler bir yana,Bigbang’den başlayarak Shakspeare’in doğumuna kadar olan tüm olayların gerçekleşme ihtimalinin de hesaplanması gerekir ki imkânsız olan budur. Gene bir mucize…

Son olarak, iki çocuğunun şu hayali konuşmasını ele alalım. Bir tanesi diyor ki “Benim babam şu dağın tepesine çıkmış.” Ötekisi cevap veriyor, “Hiç kimse o kadar yükseğe zıplayamaz. Bu bir mucize” Tüm bu örneklerde bizi yanılgıya düşüren şey, ilk durum ve son duruma bakarak kestirme çıkarımlar yapmamız.

Evrim gerçekten oldu mu?” tartışması bir yana, sadece evrim kavramını ele alırsak,milyarlarca yıl sürmüş bir sürecin anlaşılmasının zorluğu, bu kestirme çıkarım yapma arzusu olabilir.

Ortalama bir insan kendi ömründe akıl sağlığı yerinde olarak yaklaşık 60 seneyi bizzat yaşayarak idrak ediyor. Bunun dışında birinci ağızdan dinleme olanağı bulduğu olaylar ise en fazla iki kuşak eskiye, yani dedesine kadar gidebiliyor. Bu sebeple, kendi idrak sürecine, yakınlarının tecrübelerini de ekleyerek, ortalama olarak 100 yıllık bir süreyi nispeten hatasız kavrayabildiğini söyleyebiliriz.

Bundan daha eski dönemleri doğru olarak kafamızda canlandırmak son derece zor olmakla birlikte, hayali hikâyelere ve efsanelere inanma potansiyelimiz bir o kadar yüksek. Tırnaklarınızın uzama hızında, kıtaların hareket ettiğini bir düşünsenize…

100 yıllık bir yaşam deneyimi ile 100 milyon yıllık süreçleri kavramak kolay değildir. Bu nedenle pek çok insan kıtaların hareket etmediğini, hep olduğu yerde durduğunu düşünmeye meyillidir. Bunu destekleyenkestirme cevaplara ihtiyacı olacaktır. İşte hayali hikayeler ve efsaneler bu ihtiyacı karşılar.

Evrimde anlatılan aşamalı ilerleyen süreci, yani adım adım zirveye tırmanan dağcıyı, tesadüfçüler bir anda dağın tepesine zıplayan adam olarak idrak ediyor. Belki bu nedenle, dağcıyı dağın tepesine tanrının koyduğuna dair kestirme inanç kolaylarına geliyor.

Agnostik

One response »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s