Darwin, Türlerin Kökeni’nin ilk kısmında Yapay Seçilim’e ve onun en büyük uygulaması olan “evcilleştirme” konusuna değinmiştir. Bu konuyla kitabına başlamak son derece zekice bir harekettir. Çünkü evcilleştirme yoluyla canlıların değişebildiği o döneme kadar hemen herkes tarafından bilinmekteydi. Kuşlar, köpekler, kediler ve benzeri evcil hayvanlar üzerinde yapılan evcilleştirme çalışmalarından herkes haberdardı, özellikle de bilim camiası bunun nasıl gerçekleşebildiğini anlayabilecek düzeydeydi.

Darwin, kitabının bu ilk kısmında ayrıntılı olarak bu konuya değinip, ne gibi mekanizmalarla evcilleştirme sonucu değişimin gerçekleştiğini ortaya koymakta ve farklı çaprazlamaların sonuçlarını ele almaktadır. Bu kısım, adeta hayvan yetiştiricileri için bir ders niteliğindedir.

İkinci kısımda ise Darwin yine zekice bir hareketle, kendi kuramına giriş yapar. Bu kısımda, ilk bölümde kullandığı örnekler üzerinden yola çıkarak canlıların doğada da, insan eli olmadan, doğal süreçlerin baskısı altında değişebileceğini açıklar. Bunun için doğadan onlarca örnek verir ve ayrıntılarıyla hepsini açıklar. Ancak Doğal Seçilim’in her ayrıntısına bu kısımda girmez, sadece okuyucu kuramına alıştırır, birden konuya atlamaz. Bu da son derece zekice ve iyi düşünülmüş bir hamledir. Elbette, Doğal Seçilim’e malzeme olarak sunulmuş ve sunulmakta olan çeşitliliklere geniş yer ayırır. Böylece okuyucunun hiçbir itiraz hakkı kalmaz: Çünkü Yapay Seçilim ile türlerin değişebildiğini kabul eden biri, Doğal Seçilim ile de türlerin değişebileceğini kabul etmek durumunda bırakılır. Darwin bunu başarıyla, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde gerçekleştirir, sesleri çok çıkanlar ise kitabı bir defa dahi okumadan yorum yapmaya kalkan cahiller sürüsünden ibarettir.

Kitabının üçüncü kısmında, arkadaşı Herbert Spencer’ın Darwin’in fikirleri üzerine ileri sürdüğü “En İyinin Hayatta Kalması” metaforunu ele alır. Bu anlatımın bir benzetme olduğunu ve iyiliğin sadece “güç” ile alakalı olmadığını dikkatle vurgular. Bu kısımda, canlıların birbirleriyle olan mücadelelerini ele almaktadır. Bu mücadele sadece alansal değil, aynı zamanda eşeysel olarak da ele alınır. Bölümün sonlarında türler arası mücadeleyi ve karmaşık ilişkileri ortaya koyarak, doğanın denge içerisinde görünmesine rağmen aslında çok koyu bir mücadeleye sahne olduğunu gösterir. Darwin, doğayı bir savaş alanına benzetir.

Bu varolma mücadelesini ortaya koyup, yine itiraz hakkı bırakmadıktan sonra, artık kendi kuramına giriş yapar: Doğal Seçme; Ya Da En Uygunların Kalımı olarak isimlendirdiği dördüncü bölümünde, sadece doğadaki seçilime değil, cinsel seçilime de değinir. Böylece, doğal seçilim ile cinsel seçilimi açık bir şekilde ayıran ilk bilim insanı olur. Eşeysel seçmeye bölümün en başlarında yer ayırır, böylece kendi kuramının içerisinde, gelecekteki harika kitapları için de temel hazırlamış olur. Bölümün ilerleyen kısımlarında, hemen hiçbir ders kitabında dahi bulunamayacak çoklukta ve detayda örnekler vermektedir. Türleşme ele alınmakta ve Evrim’in nasıl işlediği, bu sözcük hiç kullanılmadan aktarılmaktadır. Türlerin nasıl birbirinden uzaklaştığı veya kimi zaman özelliklerin birbirine nasıl yakınlaştığı net bir şekilde aktarılır.

Beşinci bölüme geçildiğinde, artık seçilim mekanizmaları ortaya konulmuştur; bunların detaylandırılması üzerinde durulur. Pekçok Evrimsel Biyoloji’nin temelini oluşturacak terim Darwin tarafından açıklanır: iklime alışma, karşılıklı değişim, körelmiş organlar ve daha nice terim ele alınır. Doğadan sayısız örnekle bu terimler desteklenir ve okuyucuya aktarılır.

Darwin, sadece iyi bir bilim insanı olmadığı gibi, etiğe ve ahlaka da son derece saygısı olan, daha önemlisi bilime sonsuz ve derinden bir saygı duyan bir bilim insanıydı. Bu sebeple, art niyetli insanların aşağılık çabaları bir yana, kitabının altıncı bölümünde açık bir şekilde kendi dönemi içerisinde teorisinin güçlüklerini (açıklayamadığı kısımları) net bir şekilde ortaya koyar. Darwin, kitabını bir “popüler bilim” kitabı olarak değil, bilim dünyasına armağan edilmiş dev bir makale olarak görür. Bu sebeple, makalesinin güçlüklerini de ortaya koyarak, açıklayamadığı her noktayı veya teoriyi zor durumda bırakabilecek zayıf noktaları izah eder. Bundaki amacı, kendisinin kuramına güvenmemesi değil, kuramının geliştirilmesi gerektiğine olan inancı ve diğer bilim insanlarına olan güvenidir. Gerçekten de, basit insanlar bu bölüm üzerinden yola çıkarak ta 19. yüzyılda açıklanamayan ya da Darwin’in yetersizliklerinden ötürü açıklayamadığı noktaları 21. yüzyılda halen gündeme getirecek kadar zavallı durumdadırlar. Öte yandan bilim insanları, bu güçlüklerin eksiksiz tamamını günümüzde çözebilmiş ve aşabilmişlerdir. Elbette cahil bir beyin, gerçekleri değil, duymak/bilmek/görmek istediklerini duyar, bilir, görür. Zaten bu bölümü okuyan bir kişi şu cümleleri aynen görecektir (cümleler Evrensel Basın Yayın’ın Türlerin Kökeni kitabından alınmıştır):

“Göz gibi pek yetkin bir organın doğal seçmeyle oluşabildiği inancı kimilerini sendeletmeye yetmekle birlikte, bir organın yetkinliğe ulaşmasında değişen yaşam koşullarındaki yararlı geçişlerin uzun bir serisini biliyorsak, yetkinliğin düşünülebilen bir aşamasının doğal seçmeyle kazanılmasında mantıksal hiçbir olanaksızlık yoktur.”  (Sayfa:228)

veya:

“Bunların [güçlüklerin]bazıları bugüne dek üzerlerinde belirli bir ölçüde duraksamadan düşünemediğim kadar çetindir; ama, bunların çoğu yalnızca görünüştedir, ve gerçek olanlarsa teorim için yıkıcı değildir.”(Sayfa: 189)

Daha nice açıklama, kitabının farklı kısımlarında bulunabilir. Darwin’in kitabı hakkındaki endişeleri, sıradan bir bilim insanının bir konudaki endişelerinden fazla değildi ve bu kadar şüphenin var olması da bilim için bir zorunluluktur.

İlerleyen zamanlarda, kitabının gelecek baskılarına, diğer bilim insanlarından gelen itirazları konu edindiği bir bölüm açar. Bu bölümde itirazlara araştırmalara dayanan cevaplar verir ve elinden geldiğince soru işaretlerini gidermeye çalışır. Bu kitabının yedinci bölümünü oluşturur.

Sekizinci bölümde Evrimsel Davranış Bilimi (Evrimsel Etoloji, Davranışçılık, vb.) gibi bilimlerin temelini atarak içgüdülere yer verir. Canlı davranışlarının Evrimsel Biyoloji haricinde nasıl açıklanamadığını ve Evrim Kuramı sayesinde bu karmaşık davranışların nasıl kolayca açıklandığını gösterir.

Sonraki bölümde türleşme gerçekleşip, tamamlanmadan önce, yani farklı türler halen sağlıksız olarak da olsa birbiriyle üreyebiliyorlarken (hibitleşme) olan durumlara değinmiştir. Çaprazlamaların sonuçları ele alınmış ve o güne kadar bilinen pek çok bilgi, Darwin’in çalışmaları sayesinde değiştirilip düzeltilmiştir. Böylece Darwin, günümüzde ortalıkta olan popülist bilim insanlarının aksine, gerçek bir bilim insanı olduğu ve başka alanlardaki çalışmalarını sürdürüp, bunları Evrimsel Biyoloji’yi desteklemek için kullanabildiğini ilan etmiştir.

Onuncu kısımda, Darwin özünde olduğu bilim dalına dönerek, jeolojiyi ve jeolojik kanıtları ele almıştır. Bu kısımda, jeolojik kanıtların yetersizliğinden bahsetmiş ve bunların kuramını güçsüzleştirdiğini değil, bu alanlarda daha fazla çalışma yapıldığında, kuramını destekleyecek verilerin elde edileceğine inandığını söylemiştir. Gerçekten de onun zamanından sonra yapılan sayısız araştırma sayesinde, her yeni bulguyla Evrim Kuramı çok daha güçlenmiştir ve yıkılmaz bir hal almıştır.

On birinci bölümde jeolojik veriler üzerinden devam etmiş ve farklı katmanlarda farklı tür canlıların bulunduğu gerçeğini ele almıştır. Bunu kullanarak türleşmeye geri dönüş yapmış ve yine çok zekice bir hareketle kuramını farklı açılardan desteklemiştir.

On ikinci bölümde jeolojiden coğrafyaya geçmiş ve canlıların dağılımları ile Evrimsel Süreç arasındaki ilişkileri ortaya koymuştur. Bu bölümü okuyan biri de, kolaylıkla Evrim’in gerçekliğini ve canlıların coğrafi dağılımı üzerindeki etkisini görebilecektir. Bu kısımda Darwin sadece günümüzdeki değil, sadece Evrimsel Biyoloji ile açıklanabilecek olan, geçmişteki coğrafi dağılımlara da değinmiştir. Önceki bölümlerde verdiği verileri burada devreye sokarak, yine zekice bir bağlantı kurmuştur. İlerleyen baskılarda Darwin daha yeni bulguları da ele aldığı bir on üçüncü bölüm ekleyerek coğrafi bulgularını desteklemiştir.

On dördüncü bölümde tekrar körelmiş organlara dönerek, adeta bir orkestranın yükselen sesleri gibi okuucuyu heyecanlandırmayı hedeflemiş ve o güne kadar asla ne din, ne de başka bilimlerle açıklanamamış körelmiş organları bir bir ortaya koymuştur. Organların birbiriyle ilişkilerini, bağlarını ortaya dökmüş ve bunların Evrimsel Biyoloji ile ne kadar kolayca açıklanabildiğini göstermiştir. Gelişim Biyolojisi’ni ve Embriyoloji’yi işin içerisine katarak ne kadar farklı alanların Evrim’i desteklediğini ortaya koymuştur.

Son olarak, on beşinci bölümde tüm anlattıklarını toparlamış ve şu sözlerle Kuram’ına olan güvenini belirtmiştir:

“En basit organla, en yetkin organ arasındaki olanaklı geçişsel aşamalanmayı bilmiyoruz; bin yıllar boyunca yayılmanın çeşitli yollarının neler olduğunu bildiğimiz de öne sürülemez. Bu itirazlar önemli olabilir; ama bence, değişiklik geçirerek türeme teorisini yıkmaya asla yetmez.” (Sayfa: 524)

“Her canlı biçimini en karmaşık yaşam ilişkilerine yavaş yavaş ve çok güzel uyarlayan bu güç için bir sınır göremiyorum. Doğal Seçme teorisi, bundan ötesini araştırmasak bile, bana pek büyük ölçüde olası görünüyor.”  (Sayfa: 527)

Daha fazla uzatmayalım; sadece Darwin’in doğaya olan büyük tutkusunu ve Evrim’e olan hayranlığını anlatan şu kapanış cümlelerini sizlere aktaralım:

“Çeşitli bitkilerle kaplı, çalılıklarında kuşların ötüştüğü, türlü böceklerin uçuştuğu; nemli toprağında tırtılların, solucanların süründüğü bir yamaca bakıp, birbirinden böylesine farklı, ve birbirine böylesine karmaşık bir tarzda bağımlı ve ustalıkla yapılmış bütün o canlı biçimlerin, çevremizde etkilerini sürdüreduran yasaların ürünleri olduğunu düşünmek ilginçtir. Bu yasalar -geniş bir anlamda- Üreme ve Büyüme; Soyaçekim (hemen hemen üremenin kapsamında kalır); yaşam koşullarının ve parçalarının kullanılıp kullanılmamasının doğrudan ve dolaylı etkilerinin sonucu olan değişkenliktir; üreme öylesine hızlıdır ki Yaşama Savaşına yol açar; ve bunun sonucu Iranın Iraksamasını ve az gelişmiş biçimlerin tükenmesini zorunlu kılan Doğal Seçmedir. Böylece, doğanın savaşından, açlıktan ve ölümden, düşünebildiğimiz en yüce ereğe, daha yukarı hayvanların oluşmasına varılır. Bir ya da birkaç biçimde başlayan yaşamı böyle anlayan ve bu gezegen çekimin değişmez yasasına göre dönüp dururken, böylesine basit bir başlangıçtan en güzel, en olağanüstü biçimlerin evrimleşmiş ve evrimleşmekte olduğunu kavrayan bu yaşam görüşünde gerçekten ihtişam vardır.”  (Türlerin Kökeni, 1. Baskı Taslağı’ndan çevrilmiştir.)

Darwin, “Bu yaşam görüşünde ihtişam var…” olarak nitelendirdiği Evrim Kuramı’nı, bilim dünyasında çığır açan bir şekilde ortaya çıkarmıştır. Bize düşen, bunlar hakkında ileri geri ve boş konuşmaktansa, anlamaya çalışmak ve bilimi bilim insanlarından öğrenmektir.

Evrim Ağacı’ndan, Türlerin Kökeni’ni Okuyacaklara Kısa Tavsiyeler

  • Türlerin Kökeni, bilim insanları için Evrim’e giriş niteliği taşımaktadır. Ancak bilim, özellikle de Evrimsel Biyoloji konusunda genel bilgilere sahip olmayan bir kişinin ilk olarak bu kitabı okuması tavsiye edilmez.
  • Kitap okumayı sevmeyen, sürekli kitap okumayan, kitap okumaya zaman ayıramayan karmaşık cümleleri olan kitapları anlamakta ve takip etmekte zorlanan kişilerin bu kitabı okuması tavsiye edilmez.
  • Bir kitabı birkaç defa okuyamayan kişilerin bu kitabı okuması tavsiye edilmez. Çünkü kitabın ilk seferde tam olarak anlaşılabilmesi gerçekten büyük yetenek istemektedir.
  • Darwin, 1859 yılında kitabını yayınlamış ve 1882 yılında ölmüş bir bilim insanıdır. Dolayısıyla kitapta yazılan bilgiler, 1800’lü yıllara aittir! O günden bugüne Evrimsel Biyoloji, Darwin’in bile hayal edemeyeceği kadar gelişmiş, genişlemiştir. Dolayısıyla Darwin bir ilah değildir; Darwin Evrimsel Biyoloji hakkında her şeyi bilmemektedir; Türlerin Kökeni’nde yazılanlar günümüzdeki bilimi doğrudan temsil etmemektedir; Darwin’in hatalı/eksik bildiği (başta Genetik Bilimi olmak üzere) birçok konu vardır ve bu konuların hemen hemen hepsi bugün açıklanabilmiştir. Dolayısıyla Türlerin Kökeni’ni, Darwin’i anlamak ve nasıl anlattığını görmek için okuyunuz.
  • Piyasada Evrimsel Biyoloji’yi öğrenebileceğiniz çok daha modern ve kolay anlaşılır kaynaklar mevcuttur. Eğer Türlerin Kökeni’ni Evrim’i Anlamak için okuyacaksanız, hatalı bir işe kalkışıyorsunuz demektir.
  • Eğer Yazı Dizini’mizin büyük bir kısmını okuyup anladıysanız, Türlerin Kökeni’ni anlayabilecek düzeydesiniz demektir. Yukarıdaki uyarıları aklınızdan çıkarmadan, kitabı okuyabilirsiniz.

Umuyoruz ki bu açıklamalarımız kitabın muhtemel okurlarına faydalı olacak ve meraklılarına bilgi sağlayacaktır.

En içten saygılarımızla.

ÇMB (Evrim Ağacı)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s